Archive for the 'Milliyet' Category

Analara kıymayın efendiler


Mayıs 10th, 2009

Milliyet Ege 10.05.2009
 

MARDİN’DEKİ katliam, geçmişte Edip Akbayram’dan dinlediğimiz bir Nazım Hikmet şiirinin ilk dizelerini anımsatıyor.
“Analardır adam eden adamı / Aydınlıklardır önümüzde gider. / Sizi de bir ana doğurmadı mı? / Analara kıymayın efendiler / Bulutlar adam öldürmesin.”
“Koşuyor altı yaşında bir oğlan, / Uçurtması geçiyor ağaçlardan, / Siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. / Çocuklara kıymayın efendiler / Bulutlar adam öldürmesin.”
*   *   *
Nasıl bir yaratık gözünü kırpmadan onlarca kadının ve çocuğun yaşamına son verir. Hayvan diyemiyorum; çünkü Özdemir Erdoğan’ın bir şarkısında söylediği gibi; “Diğer canlılar öldürmez karınları doyunca / Güçlü olmak uğruna cinayet insanda var”.
Bir insanı, bir yaratığa dönüştüren ana neden ne? Ne töre, ne para ve çıkar hırsı, ne kin, ne nefret; ana neden tüm bunları yaratan “cehalet…”
Sadece öldürülenler değil; öldürenler de cehaletin kurbanları…
Hatta öldüren ve öldürülenleri cahil bırakarak kendilerine çıkar sağlayan, saltanatlarını bu sayede sürdürebilen cahiller de birer kurban aslında.
Analar neden adam edemiyorlar adamı? Bu olaylar neden Doğu ve Güney Doğu’da çok daha sık? “Sanki hiç yaşamamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen” kadınlarımız hala “parayla” alınıp, satılabiliyorlar. Analar cahil, okuma yazma bilmiyorlar.
Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün resmi verilerine göre okuma yazma bilmeyen kadınların, bölge kadın nüfusuna oranı Marmara Bölgesi’nde yüzde 12; İç Anadolu’da yüzde 15.2, Ege’de yüzde 15.8 iken, Doğu Anadolu’da yüzde 33.9, Güney – Doğu Anadolu‘da yüzde 39.
Zorunlu eğitim mi? Onu 8 yıldan 12 yıla çıkarmayı planlıyoruz! Çocukluğu, kanunların hiçe sayıldığı bir ortamda geçenlerin büyüdüklerinde kanunlara uymaları beklenebilir mi?
*   *   *
Sorunun kökten çözümünü yıllar önce söylemiş Atatürk. “Köylünün en kısa zamanda okur – yazar olması, tüm köylerin okula ve öğretmene kavuşturulması, buna özgü öğretmen yetiştirilmesi gerek.”
Ölenlerin ve öldürenlerin kaderleri yıllar önce çizilmişti belki de. Ne zaman mı?
Yanıt Nazım Hikmet’in bir başka şiirinde gizli.
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. / ‘Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz’, dedi Hikmet.”
Rastlantı eseri köy enstitülerinin kapanması ve toprak reformundan vazgeçilmesi izlemişti o günleri…
Anneler gününde iç açıcı bir yazı yazamadığım için tüm annelerden özür dilerim.
Not: Yayalara kıyamayıp, direksiyonunu çevirerek kendine kıyan İlkay Karayalçın dostuma Tanrı’dan rahmet, sevgili ailesine başsağlığı dilerim.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Atatürk’e göre Türk tarihi


Mayıs 3rd, 2009

Milliyet Ege 03.05.2009
ATATÜRK’ÜN “Türk tarihi” konusundaki görüşlerini manevi kızı Prof. Dr. Ayşe Afet İnan, “M. Kemal Atatürk’ten Yazdıklarım” kitabında (Yenigün Haber Ajansı, 1998) şöyle anlatıyor:
Geçmişte Türk varlığını araştırdığı zamanların yakın şahidi ve beraber çalışanı oldum. Bugün millet kavramı altında kurulmuş bir Türk varlığının, kavim olarak yaşadığı devirler elbette ki olmuştur. İşte Atatürk, bu devirlerdeki Türk kavminin, tarihi çağlarda olduğu gibi, ana-yurttan akınlarla yayılma izlerini belgelere dayanarak tarihçilerin incelemesini istedi.
… ‘Büyük devletler kuran atalarımız büyük ve kapsamlı uygarlıklara da sahip olmuştur. Bunu aramak, incelemek Türklüğe ve dünyaya bildirmek bizler için bir borçtur’ diyen Atatürk, tarihi statik olmaktan kurtarmak istemiş, daima dinamik bir karakterle yeni nesillerin yurt ve millet tarihinin üzerinde çalışmasını istemiştir. O demiştir ki: ‘Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.’”
* * *
Afet İnan’ın “Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları” kitabında (AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi, 2000) ise Atatürk’ün şu yazıları yer alıyor. Günümüz Türkçe’siyle…
Türk yurdu daha çok büyüktü. Yakın ve uzak zamanlar düşünülürse Türk’e yurtluk etmemiş bir kıta yoktur. Bütün dünyada; Asya, Avrupa, Afrika ve hatta Amerika Türk atalarına yurt olmuştur. Bu gerçekler eski ve özellikle yeni tarih belgelerinde yer almaktadır.”
Siyasi varlığımızın haricinde, başka ülkelerde, başka siyasi topluluklarla isteyerek veya istemeyerek kader birliği etmiş, bizimle dil, ırk, köken birliğine sahip ve hatta yakın uzak tarih ve ahlâk yakınlığı görülen Türk toplulukları vardır. Tarihin binbir olayının sonucu olan bu durum, Türk milleti için acıklı bir anıdır. Fakat Türk milletinin tarihsel ve bilimsel oluşumundaki asaleti, dayanışmayı asla bozamaz.
* * *
Atatürk’e göre “Demokrasi ilkesinin tarihsel gelişimi” şöyle…
Bundan yedi bin (yedi binin altı çizilmiş) yıl önce, Mezopotamya’da, insanlığın ilk uygarlığını kuran Sümer, Elam ve Akat kavimlerinde demokrasi ilkesi uygulanmıştır. Gerçekten, bu Türk kavimler birleşik bir Cumhuriyet kurmuşlardır. Bundan sonra Atina ve Isparta gibi Yunan şehirleri, bir tür demokrasi ile yönetilmiştir. Roma da demokrasi hayatı yaşamıştır. Türk milleti, en eski tarihlerinde, ünlü kurultaylarıyla, bu kurultaylarda devlet başkanlarını seçmeleriyle, demokrasi düşüncesine ne denli bağlı olduklarını göstermişlerdir.
Müslüman olmayan vatandaşlarımız içinse şunları yazmış Atatürk:
Bugün içimizde bulunan Hıristiyan, Musevi vatandaşlar kader ve talihlerini Türk milliyetine vicdani istekleriyle bağladıktan sonra, kendilerine yan gözle, bir yabancı olarak bakmak; uygar Türk milletinin asil ahlâkından beklenebilir mi?
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Atatürk’e göre Türk milleti


Nisan 26th, 2009

Milliyet Ege 26.04.2009
 

GENELKURMAY Başkanı Org. İlker Başbuğ’un Harp Akademileri’ndeki konuşmasında alıntı yaptığı Prof. Dr. Ayşe Afetinan‘ın “Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları” kitabında (AKDTYK Atatürk Araştırma Merkezi, 2000) yer alan Atatürk‘ün el yazılarının ilk cümlesi, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” çok tartışıldı.
Yazının devamında Atatürk’ün numaraladığı konu başlıkları günümüz Türkçesiyle şöyle:
Millet sözünden ne anlaşılmalıdır? Bunu anlatayım: 1- Türk milleti, halk idaresi olan Cumhuriyet’le idare edilen bir devlettir. 2- Türk devleti laiktir. Her yetişkin dinini seçmekte serbesttir. 3- Türk milletinin dili Türkçe’dir. Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir. 4- Türk milleti Asya’nın batısında, Avrupa’nın doğusunda… …dünyaca tanınmış bir yurtta yaşar. Onun adına ‘Türk eli’ derler. 5- Türk milletinin her kişisi birtakım farklarla ve fakat genel surette birbirine benzer. 6- Türk milletini yapan insanların tarihleri birdir. 7- Türklerin ahlakları aşağı yukarı birbirine benzer. Bu yüksek ahlak hiçbir milletin ahlakına benzemez. 8- Ahlakın milli, sosyal olduğunu söylemek, ‘toplumsal vicdanın bir ifadesidir’ demek, aynı zamanda ahlakın kutsal sıfatını da tanımaktır. 9- Din birliğinin de bir millet oluşturmada etkili olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosunda bunun aksini görmekteyiz. 10- Türk milleti, milli hissi; dini hisle değil, fakat insani hisle yan yana düşünmekten zevk alır.
*   *   *
Özetle, Türk milletinin kuruluşunda etkili olduğu görülen doğal ve tarihi olaylar şunlardır: A- Siyasi varlıkta birlik. B- Dil birliği. C- Yurt birliği. D- Irk ve kök birliği. E- Tarihi yakınlık. F- Ahlaki yakınlık. Ve Türk milletinin oluşmasında var olan bu şartlar diğer milletlerde tam olarak yok gibidir.
*   *   *
İleriki bölümlerde “Bugünkü Türk milleti siyasi ve sosyal topluluğu içinde kendilerine Kürtlük düşüncesi, Çerkezlik düşüncesi ve hatta Lazlık düşüncesi veya Boşnaklık düşüncesi propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve millettaşlarımız vardır. Fakat geçmişin keyfi idare devirlerinin ürünü olan bu yanlış adlandırmalar, düşmana alet olmuş birkaç gerici beyinsizinden başka, hiçbir millet bireyi üzerinde kederlenmekten başka bir etki meydana getirmemiştir. Çünkü bu milletin bireyleri de, genel Türk toplumu gibi aynı ortak geçmişe, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar” ifadeleri yer alıyor.
*   *   *
Tartışmaya son noktayı üç yıl sonra 1932’de şu sözlerle koymuş Atatürk: “Diyarbakır’lı, Van’lı, Erzurum’lu, Trabzon’lu, İstanbul’lu, Trakya’lı ve Makedonya’lı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.”
Yorumsuz…
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Obama Atatürkçü mü?


Nisan 19th, 2009

Milliyet Ege 19.04.2009
 

ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama‘nın Türkiye ziyareti sırasında verdiği mesajlar “Türkiye ve ABD’nin ortak çıkarı” başlıklı eski bir yazımla (Milliyet Ege, 12.11.2006) önemli ölçüde kesişmiş.
Yazımın bir bölümü şöyle:
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) önemli bir ayağı olan ‘ılımlı İslam’ projesi iflas etmek üzere. Halkın desteğini büyük ölçüde yitirmiş olan Bush ve ondan sonra gelecekler Ortadoğu’da yeni stratejiler oluşturmak zorunda. Türkiye’de ‘daha çok demokrasi’ sloganı ile ‘ılımlı İslam’ projesi kapsamında yürütülen Atatürk’ü, Atatürkçülüğü ve Türk ordusunu yıpratma stratejileri başarısız oldu, hatta ters tepti (burada kısmen yanıldığımı itiraf ediyorum) ve ABD’ye karşı sempati hiçbir zaman olmadığı kadar dibe vurdu. Oysa ABD Ortadoğu’da söz sahibi olmak istiyorsa bölgenin en güçlü ülkesi olan Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak zorunda olduğunu biliyor.”
***
Obama Meclis’te şöyle konuşmuş.
Atatürk’ün yaşamına ait en büyük anıt, hiçbir şekilde taştan ya da mermerden inşa edilemez. Kendisinin bıraktığı en büyük miras, Türkiye’nin canlı, laik demokrasisidir. Tüm ulusların birlikte çalışması gerekiyor. O nedenle birbirimizi dinlemeli ve ortak hedeflere yönelik çalışmalıyız. Bu nedenle müşterek menfaatlerimiz üzerinde çalışmalıyız.
Yazımı şöyle sonlandırmışım:
Türkiye’ye mutlaka bir ‘model ülke’ rolü biçilmek isteniyorsa çevredeki Müslüman ülkeler için en iyi model Atatürk’ün kurduğu ‘çağdaş, laik, demokratik bir hukuk devleti’ olan Türkiye Cumhuriyeti; buraya ulaşmak için gerekli yol ve yöntemlerse ‘Atatürk ilke ve devrimleri’. Ortadoğu’da ise Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesinin uygulanmasıyla belki ‘silah ve petrol tüccarları’ kaybedecek, ama ‘insanlık’ kazanacaktır.
***
Obama ise Anıtkabir anı defterine şunları yazmış.
Vizyonu, kararlılığı ve cesaretiyle Türkiye Cumhuriyeti’ni demokrasiye yönelten ve mirası tüm dünyaya kuşaklar boyunca ilham vermeye devam eden Mustafa Kemal Atatürk’e saygılarımı sunmak, benim için bir onurdur. ABD’nin 44. Başkanı olarak, Türk-Amerikan ilişkilerini güçlendirmeyi, Atatürk’ün, halkına umut veren modern ve müreffeh bir demokrasi olarak Türkiye vizyonunu desteklemeyi ve ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesini gerçekleştirmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.
Ne diyeyim; aklın yolu birmiş… Obama eleştirilecek çok şey söyledi; örneğin gençlerle söyleşiyi ezan saatinden önce sonlandırma jesti gibi…
Obama, “Atatürk, cumhuriyet ve demokrasi” konularında söylediklerinde samimiyse, yani “sözde” değil “özde” Atatürkçü ise Türkiye’de bu değerlere kendini adamış insanlara yapılanlara sessiz kalmayacaktır.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

İstifaya davet


Nisan 5th, 2009

Milliyet Ege 05.04.2009 

ERGENEKON davasının ikinci iddianamesinde Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Merkezi’nde bulunan bir flash bellekte yer alan dosyadaki M. Şener Eruygur adıyla Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e hitaben yazılan 16.10.2006 tarihli belgede: “… Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, üniversite rektör adaylarından, Kars Kafkas Üniversitesi’nde, Prof. Dr. Abamüslüm Güven’i, Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde, Prof. Dr. Semra Öncü’yü… Çağdaş, laik ve Atatürkçü kişilikleri nedeniyle  desteklediğimizi zat-ı alilerine bildirir…” ifadeleri yer alıyor. Prof. Güven dördüncü sırada olmasına, Prof. Öncü ise sadece 57 oy almasına karşın (Prof. Dr. Cemil Özcan 270 oy almıştı) rektörlüğe atanmışlardı.
Kişisel algılanmaması için yazmadığım bazı gerçeklerin artık ortaya çıkması gerektiğini düşünüyorum; çünkü üniversitem kan ağlıyor. Rektör yardımcısı görevini sürdürdüğüm o günlerde ADD Genel Başkanı Sayın Eruygur’u üniversitemize davet ettikten bir süre sonra ADD Genel Sekreteri Hüseyin Emre Altınışık aramış, “Ben sizleri iyi tanıyorum, ancak Sayın Eruygur üniversitenizle ilgili olumsuz bilgiler edindiğinden Manisa’ya gelmeyi düşünmüyor” demişti. Hemen ADD Başkanı Nalan Güner ve önceki ADD Başkanı Yrd. Doç. Dr. İhsan Tayhani ile toplanmış ve Sayın Eruygur’u arayıp, birlikte davet etmiştik. 07.11.2006’da (iddianamedeki mektuptan üç hafta sonra) üniversitemize gelen Sayın Eruygur her fakülte ve yüksekokulumuzda kurduğumuz Atatürkçü Düşünce Toplulukları’nın temsilcileriyle gerçekleşen toplantının ardından konferansını vermiş ve gece ADD’nin yemeğinin sonunda 03.12.2006 tarihli yazımda belirttiğim gibi “… kendisine bizlerin ‘irticacı’ olduğu yönünde bazı bilgilerin ulaştığını, ancak bizleri tanıdıktan, yaptıklarımızı gördükten sonra bunların Türkiye için bir model olabileceğini ve bu olayların kendisi için çok büyük bir ders olduğunu” iletmişti.
Ardından sadece yüzde 14 oy alan Prof. Öncü’nün rektör olarak atanmasıyla sarsıldık. Bu köşede yazdığım çeşitli yazılarda biz “irticacıysak” neden arkamızdan “lokma” döküldüğünü, AKP’li yöneticilerin neden bizim dönemimizi eleştirirken, Prof. Öncü’ye yoğun destek verdiklerini, hatta kendisini “Manisa’nın örnek siması” seçtiklerini sordum.
Atatürkçü öğretim üyelerine açılan soruşturmaları, yapılan baskı ve tacizleri, sahtecilikten 2 yıl 11 ay hapisle cezalandırılan bazı kişileri, ADD’ye desteğin tamamen kesilmesini, bir dekanı odasında taciz eden kişilerin “Biz üniversitenin rektörü ile aynı takımdayız, aynı gruptayız, birlikte çalışıyoruz” diyebilmesini ve dekana sahip çıkılmamasını eleştirdim.
En önemli soru şu: “Öğretim elemanlarımızı fişleyenler kimler?
14.03.2007 tarihli yerel Yarın gazetesinde Ziraat Odası Başkanı Nuri Sorman, “bazı öğretim üyelerince” hazırlanmış “dini örgüt mensubu bazı öğretim üyelerinin listesini” içeren bir dosyayı Cumhurbaşkanı Sezer’e gönderdiğini ve cumhurbaşkanının Prof. Öncü’yü seçmesinde bu dosyanın etkili olduğunu söyledi. Sorman’a karşı açılan davada Cumhurbaşkanlığı makamına soruldu; Sorman’ın mektubunun ve listenin var olduğu kanıtlandı. İşin ilginci “Prof. Öncü’ye yakın bir öğretim üyesinden” edindiğimiz listedeki öğretim elemanlarının hiçbirinin üniversiteye ilk giriş tarihlerinin Prof. Özcan’ın rektörlüğü dönemiyle çakışmazken, arkamızdan lokma döken bir öğretim üyesinin listede mevcut olması.
YÖK Denetleme Kurulu’nu bir kez daha bu olayları soruşturmaya, Rektör Prof. Öncü’yü soruşturmanın esenliği için istifaya davet ediyorum.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net) 
 

  

date