Archive for the 'Kategorilenmemiş' Category

Zeytinyağında gerçek hedef


Kasım 26th, 2009

10 Kasım 2009

Nedim BUBİK

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/12903184.asp?yazarid=203&gid=142
“İdeal bir kızartmalık yağdan beklenen en önemli özellik, tütme derecesinin, yani yağın moleküler yapısının bozulmaya, içindeki maddelerin yanmaya başladığı derecenin olabildiğince yüksek olması.

Zeytinyağının tütme derecesini araştırdığımda, diğer yağlardan daha yüksek olduğunu, türüne göre 190 ile 210 derece arasında değiştiğini gördüm. Zeytinyağının kızartmaya uygun olmadığı önyargısı, tamamen dayanaktan yoksun.
******
…kızartma en sağlıklı pişirme yöntemi olmayabilir. Ama bundan vazgeçemiyorsanız, o zaman mutlaka en sağlıklı kızartmalık yağ olan rafine zeytinyağını tercih edin derim.
….kızartmaya en uygun yağın rafine zeytinyağı olduğu gerçeğinin kampanyayla halka duyurulmasının, rafine zeytinyağının ‘kızartmalık zeytinyağı’ olarak tescil edilebilmesi için gerekli yasal işlemlerin başlatılmasının, bu ürünün üretim ve pazarlamasının artırılmasının tüm zeytinyağı üreticileri açısından yararlı olduğu kanısındayım.”
******
Bu görüş, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un. Neden mi aktardım? Hafta sonunda 5. Ayvalık Zeytin Hasat Günleri’ndeydim. Ok’un bu görüşü de bize verilen dosyadan çıktı. Ayvalık, zeytin ve zeytinyağı konusunda uyumlu bir güçbirliğinde. Ve etkinlik, giderek daha fazla alkışlanacak hale geliyor. Ticaret Odası bu etkinlikte kaymakamlık ve belediyeden tam destek alıyor.
******
Ve şimdi Ayvalıklılar zeytin ve zeytinyağı tüketiminin artırılmasına çabalıyor. Türkiye’de kişibaşına zeytinyağı tüketimi birden 1,5 kiloya çıkmış. Ama Ticaret Odası Başkanı Rahmi Gençer, Murateli Köyü’ndeki hasat sonrasındaki konuşmasında, “Yetmez” dedi. İşte küçük bir özet:
******
“Her gün zeytin, zeytinyağına kanalize olmalı, iç tüketimi artırmak için çabalamalıyız. Önce kendimiz yemeliyiz. Çabamız bu olmalı. Yoksa zeytinyağı sektörünü geçimsiz bir grup olarak göstermek yararsız.”
******
Gençer, doğru bir noktaya dikkat çekti. Nitekim önceki bir söyleşide de, “Zeytinyağı üreticisinin, ihracatçısının sorunlarının sektör dışındakileri, yani tüketicileri hiç ilgilendirmediği” vurgulandı. Bence de önemli olan zeytin ve zeytinyağı tüketiminin artırılmasına odaklanmak. Ve, Gençer’in aktardığı bir dilekle nokta koyalım:
******
“Zeytin ağacı kadar uzun ömürlü, zeytin tanesi kadar bereketli, zeytinyağı kadar sağlıklı bir yaşam dilerim.”

date
 

Manisa’da seçimin perde arkası


Nisan 12th, 2009

Milliyet Ege 12.04.2009
 

MANİSA belediye başkanlığı seçim yarışında ipi, MHP adayı Cengiz Ergün‘ün göğüslemesi Türkiye’de birçokları tarafından sürpriz olarak nitelendirildi. Seçimlerden 15 gün önceki görüşmemiz sonrasında Sayın Ergün’ün, “… yarışın MHP’yle AKP arasında geçtiğini, yaptıkları iki kamuoyu yoklamasının ilkinde AKP’nin 2 puan, ikincisindeyse 6-7 puan önünde olduklarını” söylediğini yazmış ve Sayın Ergün için, “MHP’nin oylarının yanında merkez sağdan da oy alırsa yarışı önde bitirebilir” tahminini yapmıştım.
Ancak, son 15 günde öngörmediğim bir olay daha gerçekleşti. MHP’ye oranla kendi adaylarının şansının daha az olduğunu anlayan ve o güne dek MHP’ye oy vermeyi düşünmemiş olan birçok CHP’li, ailesinin CHP’ye yakın olduğu bilinen Ergün’ün daveti üzerine AKP’ye karşı MHP adayını destekleme kararı aldı. Gerek MHP’nin kazanmasında gerekse CHP’nin beklenenin altında oy almasında bu karar etkili oldu. Sonuçta MHP, yarışı AKP’nin yüzde 4 önünde bitirdi.
AKP’deki oy kaybına, yerel nedenlerden çok, AKP’nin genel politikaları yol açtı. Ortamın yerel seçim havasından çıkarılıp, genel seçim havasına sokulması; adaylardan çok, genel başkanların gövde gösterisine dönüşmesi, Manisa’da MHP’nin işine yaradı. Toplumun çoğunluğunu oluşturan merkez sağ oyların büyük bölümü genel başkanları çok az tanınan Anavatan ve Demokrat Parti yerine MHP’ye gitti. Ekonomik kriz, işsizlik ve yolsuzluklar AKP’nin diğer dezavantajlarıydı. Önceki başkan Bülent Kar’a oy kaybettiren en büyük hata ise Manisa’da sevilmeyen bir işadamının düzenlediği bazı “girişim”lere uzak durmaması oldu.
*    *    *
CHP için de bir parantez açmak istiyorum. Milletvekili Şahin Mengü’nün önderliğinde CHP’nin Manisa’daki il örgütlenmesinde çok önemli adımlar atılmış, önceden CHP’ye küsmüş olan seçmenler, önemli ölçüde partiyle bütünleşmiştir. Aynı anlayışın sürmesi ve Özgür Özel gibi genç ve başarılı insanların partiye kazandırılması durumunda bundan sonraki seçimlerde önemli başarıların geleceğine inanıyorum.
Başkan Ergün, göreve gelmesinin ardından söylediği, “Bugünden itibaren parti rozeti bitmiştir. Bütün Manisalılara hizmet zamanı başlamıştır” sözleriyle tüm Manisalıları kucaklayacağını gösterdi. Sıra seçim öncesinde söylediği, “Katılımın olduğu yerde atılımın olacağına inanıyorum” sözlerini kanıtlamaya geldi. Özellikle üniversiteli gençler projelerin gerçekleşmesini dört gözle bekliyorlar. Kendisine başarılar diliyorum.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Damardan girmek…


Eylül 14th, 2008

Milliyet Ege 14.09.2008

Özel­lik­le, Do­ğu’­da ça­lış­mış dok­tor­lar bi­lir; yaz­dı­ğı­nız re­çe­te­de­ki ilaç­la­rı na­sıl kul­la­na­ca­ğı­nı ta­rif et­me­ye baş­lar­sı­nız ki, has­ta sö­zü­nü­zü ke­ser: “Bu­nun iğ­ne­si yok mu dok­tur bey?” Sos­yo-eko­no­mik dü­ze­yi dü­şük has­ta­la­rın bir­ço­ğu te­da­vi için “da­mar­dan gir­me”nin şart ol­du­ğu­na ko­şul­lan­dı­rıl­mış­lar­dır çün­kü. Evet, za­man ge­çir­me­den “da­mar­dan gir­me” ba­zen ha­yat kur­ta­rı­cı ola­bi­lir, ör­ne­ğin “şok” tab­lo­sun­da. “Da­mar­dan bir kez gi­ril­di­ğin­de” ha­yat kur­ta­rı­cı kan, sı­vı ve an­ti­bi­yo­tik­ler de ve­ri­le­bi­lir, ra­hat uyu­ta­cak ilaç­lar da… Kan, sı­vı ve an­ti­bi­yo­tik ver­mez, sa­de­ce uy­ku ila­cı ve­rir­se­niz has­ta­nın hu­zur için­de öl­me­si­ni sağ­la­mak da ola­sı…
“Da­mar­dan gir­me”nin bir ama­cı da da­ma­rı­na gi­ri­len ki­şi­nin ka­nı­nı al­mak ve ge­rek­si­nim du­yan baş­ka­la­rı­na ver­mek­tir. Bu iş­lem ön­ce­sin­de ka­nı alı­nan ki­şi­nin ye­ter­li ka­na ve AIDS, he­pa­tit gi­bi kan­la bu­la­şa­bi­len en­fek­si­yon­la­ra sa­hip olup ol­ma­dı­ğı araş­tı­rıl­maz­sa, ka­nı ye­ter­siz ve­ri­ci­nin öl­me­si­ne (en azın­dan sü­rün­me­si­ne) ve­ya teh­li­ke­li en­fek­si­yon­la­rın ya­yıl­ma­sı­na yol açı­la­bi­lir. “Da­mar­dan gi­rip” kan alı­na­cak ki­şi­le­ri iyi seç­mek ve da­mar­dan çık­tık­tan son­ra çok dik­kat­li ol­mak ge­rek.
* * *
İyi he­kim, te­da­vi­de zo­run­lu ol­ma­dık­ça “da­mar­dan gir­me”yi yeğ­le­mez; çün­kü da­mar­dan gi­re­rek ver­di­ği­niz çok ba­sit bir ilaç bi­le aler­ji­ye ve önem­li komp­li­kas­yon­la­ra yol aça­bi­lir. “Da­mar­dan gi­ren” he­ki­min işi de zor­dur; bir bak­mış­sı­nız, iğ­ne bat­mış, te­da­vi et­me­ye kalk­tı­ğı­nız ölüm­cül en­fek­si­yon si­ze de bu­laş­mış.
* * *
Not: Son dö­nem­de ak­tif gö­rev al­mak is­te­me­yen Ma­ni­sa Mil­let­ve­ki­li Sa­yın Bü­lent Arınç’ı, “Ben dört dö­nem mil­let­ve­kil­li­ği yap­tım. Ta­nı­ma­dı­ğım in­san, be­le­di­ye baş­ka­nı yok. Mec­lis Baş­ka­nı ola­rak bir ri­cam ol­sa kim­se ge­ri çe­vir­mez­di. Mec­lis Baş­ka­nı olun­ca Vec­tra mar­ka ara­ba­mı sat­tım. Eşim için WV Golf mar­ka bir araç al­dım. Baş­kan­lık­tan ay­rı­lın­ca bir araç ih­ti­ya­cı doğ­du. Au­di mar­ka bir ara­cı be­ğen­dik. 102 bin YTL bu araç. Bü­tün bi­ri­kim­le­ri­mi­zi çı­kar­dık 65 bin YTL pa­ra çık­tı. TBMM Va­kıf­bank’tan 40 bin YTL kre­di çek­tim. 2.5 yıl da­ha öde­ye­ce­ğim. Önem­li bir si­ya­set­çi ola­rak yıl­lar sü­ren bi­ri­kim­le­rin so­nun­da 65 bin YTL an­cak çık­tı. Ben ap­tal ya da ena­yi de­ği­lim. Ama bir si­ya­set­çi­nin ken­di­ne dik­kat et­me­si la­zım“ söz­le­ri ne­de­niy­le kut­la­rım; si­ya­si gö­rü­şüm çok fark­lı ol­sa da.
(Prof. Dr. Ül­gen Ze­ki Ok’un ka­le­min­den, ul­ge­nok@ul­ge­nok.net)

date
 

Köy enstitülerinden CHP’ye


Nisan 27th, 2008

Milliyet Ege 27.04.2008

Geçtiğimiz hafta kuruluş yıldönümünü kutladığımız köy enstitülerinin kapanış süreci konusunda edindiğim bilgiler Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu duruma nasıl geldiğini daha iyi anlamama yol açtı. Köy enstitülerinin kapanış süreci, halk dalkavukluğu uğruna Atatürk’ün ilke ve devrimlerinden uzaklaşma, Güneydoğuda kalıcı bir çözümden vazgeçilişi ve içinde bulunduğu çağın çok önündeki bir eğitim anlayışının katledilişi ile; kısaca karşı devrimin başlangıcıyla örtüşüyor.Köy enstitülerinin bana düşündürdüğü, pek dile getirilmeyen önemli bir nokta da olanak sağlandığında ve doğru yönlendirildiğinde Türk insanının ne denli çalışkan ve zeki olabileceğini; bilgi ve yeteneğini kısa sürede nasıl katlayabileceğini göstermesi. Eğitim sorununun çözümünü “Köylünün en kısa zamanda okur yazar olması, tüm köylerin okula ve öğretmene kavuşturulması, buna özgü öğretmen yetiştirilmesi gerek” diye özetleyen ve askerde yetişmiş onbaşıları kastederek “Onları köyden alıp, köyde öğretmenlik için gerekli bilgilerle donatalım ve kısa bir süre sonra da köye öğretmen olarak yollayalım. Ardından yeni girişimler gelir” sözleriyle köy enstitülerinin ilk adımını atan Atatürk, “çalışkan ve zeki” olarak nitelediği Türk insanına güvenmiş ve her zaman olduğu gibi haklı çıkmıştır. Hayatlarında köy görmemiş üniversite mezunu şehir çocuklarının köylerdeki “mecburi hizmet”lerinin neden verimli sonuçlar doğurmadığını da düşündürmüştür bu sözler.Çağdaş bir yaşamı hedefleyen Hasan Ali Yücel ile İsmail Hakkı Tonguç’un bir arada yakaladıkları başarı, toplumun farklı kesimden gelen insanların ortak bir idealde bir araya gelmeleri gerektiğini, ülke çıkarına olan adımların ancak böyle atılabileceğini göstermiştir. Bugün bunu sağlayabilecek tek çimento Atatürk ilke ve devrimleri…

CHP de artık kendine çekidüzen verip, halkla yeniden kucaklaşabilmeli. Kerhen değil, gönülden desteklenmek istiyorsa Atatürk’ün ilke ve devrimlerine daha sıkı sarılmalı, eğitime öncelik vermeli. Köy enstitülerinin yerini alabilecek, günümüz koşullarına uygun ve uygulanabilir eğitim projeleri üretilebilecek insanlarla işbirliği yapmalı ve halkı değişim yaratabileceğine inandırmalı.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

 

date
 


Ocak 20th, 2008

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Sabih Kanadoğlu’nun “Anayasa Arayışı” Konulu Konferansı, sise bağlı olarak uçağının kalkmaması nedeniyle önümüzdeki aya ertelenmiştir.

date