Archive for the 'Atatürk' Category

2010’da Ege’ye düşen görev


Ocak 3rd, 2010

Hürriyet Ege 03.01.2009

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13367527.asp?yazarid=201&gid=142

ZOR günler yaşıyoruz. Hiç görülmemiş düzeyde derin kutuplaşmalarla girdik yeni yıla… 1980 öncesinde bile sağ ve sol, iki ana kamplaşma varken, bugün kendilerini Türk, Kürt; laik veya dindar olarak tanımlayan dört kutup bulunuyor. Gerek 1980 öncesinde, gerek günümüzde yaşanan kutuplaşmaların, temelde dış kaynaklı oldukları yönünde kanıtlar var.
Hoşgörüye, soğukkanlılığa ve diyaloğa her zamankinden fazla gereksinim olacak 2010’da; başta İzmir, Ege Bölgesi’nde yaşayan insanlara önemli görevler düşecek. Çünkü bu değerler, diğer bölgelere oranla daha yaygın bölgemizde. Belki halkımızın kozmopolit oluşundan, belki eğitim ve kültür düzeylerinin yüksekliğinden, belki de sosyoekonomik nedenlerle… Sabit düşünceli değiliz, takım tutar gibi tutmayız siyasi partileri ve birçok konuda öncülük ederiz Türkiye’ye…
¡
Zaman kavga değil, birleşme, bütünleşme zamanı… Kendimizi karşı kutupta gördüğümüz insanların yerine koyup, bakabilirsek olaylara, yani empati kurabilirsek, her şey daha kolay olabilir. Empati sempatiyi doğurabilir. Aşırı kutuplaşmayı önlemek için CHP ve AK Parti daha rahat bir araya gelebilir Ege’de; MHP’liler terör yanlısı olmayan Kürt kökenli vatandaşlarımızla daha kolay kucaklaşabilir.
Yurtta ve dünyada huzur ve barış için güçlü ordunun varlığı da bir önkoşul. Anımsayalım; 1998’de Kara Kuvvetleri Komutanımızın Suriye sınırında verdiği “Sabrımız taştı” mesajının ardından, Suriye tüm politikalarını değiştirmek zorunda kalmış, 23 gün sonra terörist başı Suriye’yi terk etmiş ve ardından Kenya’da yakalanmıştı. Bugün, sınırlarımızı açtığımız Suriye, belki de en az sorun yaşadığımız komşumuz.
Daha iyi bir yıl dileğiyle…
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden)
ulgenok@ulgenok.net

date
 

Homo sapiens Atatürkus


Aralık 27th, 2009

Hürriyet Ege 27.12.2009

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13318367.asp?yazarid=201&gid=142

GEÇENLERDE sordum kendime; “Ben neyim?” diye. Karar veremeyince, Türkiye’deki bazı insanları inceledim. Milliyetçiyiz diyenlere baktım; ben milliyetçi değilim. Halkçıyız diyenlere baktım; ben halkçı değilim. Devletçiyiz diyenlere baktım; ben devletçi değilim. Devrimciyiz diyenlere baktım; ben devrimci değilim. Cumhuriyetçiyiz diyenlere baktım; ben cumhuriyetçi (özellikle de ikincilerden) değilim.
Laiğiz diyenlere baktım; ben laik değilim. Dindarız diyenlere baktım; ben dindar değilim. Demokratız diyenlere baktım; ben demokrat hiç değilim!
İşin kötüsü, tam “Ben Atatürkçü de değilim” diyecektim ki, Atatürk’e baktım. Bakmakla de yetinmedim; açtım, okudum, inceledim, araştırdım.
Ve anladım ki, ben Atatürk’çüymüşüm. Evet; ben Atatürk’çüyüm. Atatürk milliyetçisiyim; Atatürk devrimcisiyim. Atatürk’ün tarif ettiği biçimde halkçıyım, devletçiyim, cumhuriyetçiyim, laiğim, dindarım ve demokratım.
¡ ¡ ¡
Ve biliyorum ki, benim gibi düşünen ve hisseden milyonlarca insan var. Bizler, insan (Homo sapiens) türünün “Homo sapiens Atatürkus” alt türü olarak adlandırılabiliriz belki de… Ortak özelliklerimiz akıl ve bilimi rehber edinmek, ülkümüzse çağdaş uygarlık düzeyini yakalamak, hatta aşmak. İnsanları etnik kimliklerine, dini inançlarına, siyasi düşüncelerine veya sosyo-ekonomik durumlarına göre bölmeyiz; aksine bir araya getirmeye çalışırız.
Eskiye oranla daha sessiz yaşamamızı alt türümüzün yok olmaya yüz tuttuğu şeklinde yorumlayanlar yanılıyorlar. “Homo sapiens Atatürkusnüfusunda hiçbir azalma yok, çünkü Atatürk bizim genlerimizde yazılı, hatta kazılı…
Ne olduğuma karar verince rahatladım; sizlere de öneririm…
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Yargı bağımsız mı?


Aralık 20th, 2009

Hürriyet Ege 20.12.2009

Geçtiğimiz hafta İzmir Barosunca düzenlenen “Yargı Bağımsızlığı” konulu panelde Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun “Yargı bağımsızlığını içselleştirmiş bir toplum değiliz” saptaması ve Yargı bağımsızlığını sağlayabilmek için, halkımız yargısına sahip çıkmalıdır. Halk güçlüdür ve iktidarlar, halkın isteğini yerine getirmek zorundadır.” sözleri çok önemliydi. Telekomünikasyon İletişim Başkanı’nın doğrudan başbakan tarafından belirlenmesine ilişkin yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline rağmen, atanan kişinin görevine devam etmesini eleştiren Kanadoğlu, Türkiye’de yargı bağımsızlığının bulunmadığını söyledi.

YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, soruşturma geçirmesine yol açan “Türkiye’de ilan edilmemiş, yazılı olmayan, ancak yaşanan bir sıkıyönetim hali vardır” sözlerinin arkasında olduğunu söyledi.

CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü ise “Yıllardır bunları söylüyoruz, herhalde bir de İngilizce yazmak lazım” esprisinin ardından “Türkiye’de kendi telefonunun dinlenmesine karar veren hakim varsa, hangi yargı bağımsızlığından söz ediyoruz?” diye sordu. Kendini bir “milletvekili” değil, bir “avukat” olarak gördüğünü söyleyen Mengü “Doktor hata yaparsa beş kişi ölür, ama hukuk hata yaparsa toplum ölür” uyarısında bulundu.

En güzel konuşmalardan birini yapan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Murat Fatih Ülkü “Yargı bağımlı olmalıdır; Atatürk milliyetçiliğine bağımlı olmalıdır. ‘Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’ gibi; ‘demokratik, laik, sosyal hukuk devleti’ gibi Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez ilkelerine bağımlı olmalıdır” sözleriyle başladığı konuşmasında “Yargı Reformu Stratejisi Taslağı”nın Türkiye’de ilgili tarafların görüşleri alınmaksızın Avrupa Birliği’ne sunulmasını; “masumiyet karinesi” ve “soruşturmanın gizliliği” kavramlarının yerle bir olmasını eleştirdi.

Paneli düzenleyen İzmir Barosu yetkililerini kutlarım.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

İzmir’e hakaret edenlere


Aralık 6th, 2009

Hürriyet Ege 06.12.2009

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13122734.asp?yazarid=201&gid=142

Bizim İzmir’de insanlar şıhlara, şeyhlere kul olmaz. Zengin yoksula insan gibi davranır; köle gibi değil.
Kadına saygı vardır İzmir’de…
Tecavüz edilen masumlar değil, tecavüz edenler cezalandırılır; cezayı da insanlar değil, yargı verir.
Erkekler saygı duyar eşlerine; üstlerine kuma getirmez.
Bizim İzmir’de ne kadar yoksul olursa olsun, insanlar çocuklarını okutur; özellikle de kız çocuklarını. Bilirler ki; onlar geleceğin anneleridir; gelecek kuşağın en önemli eğiticileridir.
İnsanların kökenleri ve inançları farklıdır bizim İzmir’de…
Giritlisi, Adalısı, Selaniklisi, Boşnağı, Levanteni, Arnavutu, Lazı, Çerkezi, Kürdü; Alevisi, Sünnisi; Hıristiyanı ve Yahudisi bir arada sevgi, saygı, hoşgörü içinde yaşar.
Göğüslerini gere gere “Ne mutlu Türk’üm diyene” derler hepsi de.
Atatürk İzmirliler’e nasıl özel bir sevgi beslemişse, onlar da Atatürk’ü öyle gönülden sever; ilkelerini ve devrimlerini benimser.
Birçok mübadil yaşar İzmir’de… Birçoğunun ataları, savaşı kazanmalarına rağmen evlerini, topraklarını kaybetmiştir.
Türkiye’ye ayak bastıklarında tek kelime Türkçe bilmeyenler bile kısa zamanda Türkçeyi öğrenmiştir.
Devrimleri ilk benimseyenler yine onlardır.
Laikliği gerçek anlamıyla özümsemiştir İzmirliler… Tanrı ile kul arasına girmek, dinlerini çıkarlarına alet etmek akıllarından bile geçmez.
Bizim İzmir’in insanları kendisine hakaret edenlere karşı bile toleranslı ve hoşgörülüdür; ama anlayacağı dilden uygun yanıtı vermekten de geri kalmaz.
Örnek mi?
İzmir’in önemli bir bulvarına adını veren Şair Eşref, halka “eşek” diyen bir devlet büyüğü için şunları yazmıştır:
“Millete erbâbı mansıptan biri eşek demiş. Reddedilmez böyle bir söz, amma ki pek can sıkar. Olsa da millet eşek, eşek diyen bilmez mi ki: Sadrazamlarla valiler de milletten çıkar…”
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Atatürk’ün mirası ne durumda?


Temmuz 12th, 2009

Milliyet Ege 12.07.2009
Atatürk’ün mirasını bıraktığı Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu bugün ne durumdalar acaba?
ÜÇ yıl kadar önce, Atatürk‘ün 1937’de yazdığı “Geometri” kitabından öğrencilerimize hediye etmek amacıyla Türk Dil Kurumu ile bağlantı kurmuş ve anlaşma sağlamıştık. Ancak günü geldiğinde ellerinde kitap bulunmadığını, kısa sürede basamayacaklarını bildirdiler; bizim basmamıza da izin vermediler. Olayı “Gölge Türk Dil Kurumu” olarak çalışan “Dil Derneği”nin başarılı başkanı Sayın Sevgi Özel’le paylaştım. İşbirliğimizle, Dil Derneği’nin “Türkçe Sözlük” eseri “CD” şekline dönüştürüldü ve her yeni öğrencimize birer tane hediye edildi.
Atatürk’ün okullarda “Yurttaşlık Bilgisi” derslerinde okutulmak üzere el yazısı ile yazdığı ve manevi kızı Prof. Dr. Afet İnan tarafından derlenen “Medeni Bilgiler” adlı bir kitap var. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun (AKDTYK) 2000 yılında “Medeni Bilgiler ve M. Kemal Atatürk’ün El Yazıları” adıyla bastığı kitabı incelediğimde çok şaşırdım. İnanması güç ama Atatürk‘ün mirasını bıraktığı kurum, Atatürk’ün yazdığı bazı bölümleri sansürlemişti. Emin olmak için Örgün Yayınevi’nin “Medeni Bilgiler (Uygarlık Bilgileri), Gazi Mustafa Kemal” kitabını inceledim ve başlangıç bölümünde sansürlenmiş kısımların tek tek belirtildiğini gördüm. Üstelik olay yeni de değildi. Can Dündar 12.11.1995 tarihli Milliyet’teki “Atatürk yaşasaydı-2” başlıklı yazısında, “Atatürk’ün ümmet fikrine karşı millet fikrini öne çıkardığı bu elyazıları ne yazık ki bugün pek ortaya çıkarılmıyor. Bırakın okullarda ‘Medeni bilgiler’ dersinde okutulmayı, özel günlerde ağza bile alınmıyor. Hatta kitaptaki bazı ifadelerin, sonraki baskılarda çıkarıldığı biliniyor” diyordu.
*   *   *
Sayın Dündar haklı; bu kitap okullarda okutulmalı. “Yurttaşlık Bilgisi” dersleri yeniden konmalı. İlgili kanunun 2. maddesine göre Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilk görevi “Atatürk inkılap ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı vatandaşlar yetiştirmek” değil mi?
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date