Archive for Mayıs, 2011

Kabadayılığın onda dokuzu kaçmak mıdır?


Mayıs 14th, 2011

Haber Ekspres 15.05.2011

http://haberekspres.com.tr/kabadayiligin-onda-dokuzu-kacmak-midir-makale,550.html

Eskiden “Erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır” diye bir espri vardı. O değişti; artık “Kabadayılığın onda dokuzu kaçmak, onda biri hiç görünmemek”…

Başbakanımızdan söz ediyorum. Kasımpaşalılığı ve kabadayılığıyla ünlü sevgili başbakanımız, Kılıçdaroğlu’nun her gün yinelediği “Korkmuyorsan, istediğin televizyon kanalında çıkarsın karşıma; yanına istediğini al, ben yalnız olacağım” benzeri düello davetlerini inatla duymamazlıktan geliyor.

Eskiden İsmet İnönü’ye kulaklarının ağır işitmesi nedeniyle takılırlardı, “İşine gelini duyuyor, işine gelmeyeni duymuyor” diye… Aynı hastalık sayın başbakanımıza geçmiş galiba…

Haber Ekspres’te yayımlanan ilk yazımda (“CHP nasıl iktidar olur?”, 10.01.2011) Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın artık ‘Recep Bey’ olduğunu, hesabını veremeyeceği pek çok konu yüzünden ve Dengir Mir Mehmet Fırat ile Melih Gökçek’in durumlarına düşmekten ‘korktuğu’ için düellodan kaçtığını vurgulayabilir. Dünyanın hiçbir ülkesinde, ana muhalefet partisi liderinin düello isteğini geri çeviren bir insanın başbakan seçilemeyeceğini halka anlatabilir ve geçmişte, düellodan kaçmanın birçok ülkede en büyük ‘onursuzluk’ olduğunu söyleyebilir… Erdoğan buna rağmen kaçmayı sürdürürse, AKP çok oy kaybeder.” demişim. Ancak, itiraf edeyim ki Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu konuda bu denli ısrarcı ve başarılı olacağını sanmıyordum.

Cephanesi tükendiği için CHP’lileri İslâm dinini bilmemekle suçlayan sevgili başbakanımıza birkaç hatırlatma… İslâm dininin temeli Kuran’a göre “haksızlık etmek”, “lüks ve savurganlık içinde yaşamak” gibi, “kaçmak” da yanlış bir davranış biçimidir ve karşı karşıya kalmamak için kaçtığınız sorular, eninde sonunda size sorulacaktır: “Nice ülkeleri, haksızlık etmelerinden ötürü kırıp geçirdik ve artlarından başka toplumlar var ettik. Azabımızı hissettikleri anda ondan kaçmaya çalışıyorlardı. Kaçmayın, lüks ve savurganlık için yaşadığınız yere, evlerinize dönünüz. Çünkü sorguya çekileceksiniz.” (Enbiya Suresi 11., 12. ve 13. Ayetler)

Bu arada, İslâm dinini çok iyi bilen (!) sevgili başbakanımız “Seyrantepe Stadı’nın A’dan Z’ye yatırımında, Galatasaray Kulübünün bir Allah kuruşu yoktur” sözlerini sarf ederken, Kuran’ın Enbiya Suresi’nin 18. Ayeti hiç mi gelmemiştir aklına? Allah’a karşı yakıştırdığınız nitelemelerden ötürü yazıklar olsun size!”.

Sayesinde Kuran’ı ve İslâm dinini daha iyi öğrenme fırsatı bulduğum için ve neler yapmamam gerektiği konusunda verdiği somut örnekler nedeniyle sevgili başbakanımıza teşekkürü bir borç bilirim…

Haftanın Sözü: Siyasetçi bir cambazdır… Dengesini söylediklerinin tersini yaparak bulur… Maurice Barre

date
 

AKP’nin yaptıkları İslam’la örtüşüyor mu?


Mayıs 7th, 2011

Haber Ekspres 08.05.2011

http://haberekspres.com.tr/akpnin-yaptiklari-islamla-ortusuyor-mu-makale,541.html

“CHP’yi din üzerinden vurmaya kalkan, İslâm dinini her yerde referans olarak kullanan AKP’liler, İslâm’a uygun davranıyorlar mı?” sorusu kafama takılınca İslâm’ın temel kaynağı Kuran’a başvurdum. İnternette “kuranmeali.com” sitesini açıp, AKP’nin etkinliklerinin İslâm diniyle ne oranda örtüştüğünü, 18’i Türkçe, 2’si İngilizce 20 mealden araştırmaya çalıştım.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin isim kaynağı “adalet” konusunda Maide Suresi 8. Ayeti çıktı karşıma… “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun.”

AKP’lilerin bir topluluğa olan kinleri nedeniyle adaletsiz davranmadığını söyleyebilir misiniz? Aşırı ölçüde güçlü yetkilerle donatılmış bir başbakanın, bir davanın savcısı olduğunu söylemesi “adaletsizliğe” yol açmaz mı? O davada neyle suçlandığını bilmeyen insanların yıllardır tutuklu olarak yargılanması “adalet”le bağdaşıyor mu? Başbakan haddini aşmıyor mu?

“Haddini aşanlara ne yapmalı?” sorusunun yanıtı ise Hucurȃt Suresi 9. Ayeti olabilir: “Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın.”

YGS skandalının nedenlerini düşünürken Nisa Suresi 58. Ayeti ile karşılaştım… “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.”

Türkiye’de bu kadar uzman dururken Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’nin başına önceden intihal suçu işlediği belirlenmiş bir “tekstil mühendisi”ni getirmek “emaneti ehline vermek” midir?

İnternette “İslam’da liyakat” konusunu araştırırken rastladığım Mehmet Ali Bulut’un haber7.com adresindeki yazısından bir bölümle bitirelim: Ehil ve liyakat sahibi adam bulamadığı için kendisine kayıtsız şartsız bağlı olacak ve talimatına uyacak akrabalarını seçen Hz. Osman, bunun siyaseten yanlış olduğunu fark ettiğinde ise iş işten geçmişti. Ama yazık ki kötü bir geleneği başlatmıştı… …İslam siyasetine musallat olmuş şu anlayış; yani ehliyetli adam yerine lidere itaat edecek adamı iş başına getirme anlayışı, İslam dinini geriletmekle kalmamış, medeniyetini topyekun çöküşe götürmüştür… …yeni bir toparlanmanın eşiğindeyiz. Dolayısıyla bu hareketlenmeler ister Amerikan eliyle olsun ister başka birinin dürtüklemesi ile… Biz umuyoruz ki hadiseler, sonunda, İslam yurtlarında liyakat esasına dayanan yönetimlerin iş başına gelmesine hizmet edecek. Mevcut kukla ve uşak yönetimler gidecek.”

Ne diyeyim? Hayırlara vesile olsun…

Haftanın sözü: Öğüt vermek kolay, örnek olmak zordur. La Rochefoucauld

date