Archive for Mayıs, 2011

Fikret Kızılok’tan Ajda Pekkan’a yanıt mı?


Mayıs 31st, 2011

Ajda Pekkan’ın Devlet Bakanı Egemen Bağış’a söylediği “Sizin için canımızı vermeye hazırız” ve “Allah sizi başımızdan eksik etmesin” sözleri, eserlerini on yıllardır aynı zevkle dinlediğim “gerçek sanatçı” Fikret Kızılok’u ve onun yıllar önce söylediği bir şarkıyı anımsattı. Girdim internete ve buldum.

http://www.youtube.com/watch?v=aSngkiZd5qE adresindeki videoyu hazırlayan “byaydin” bir de bilgi notu eklemiş başına: “Fikret Kızılok’un Bülent Ortaçgil’le yazıp bestelediği ‘Şarkıdaki Maymun’ adlı parçanın Ajda Pekkan için olduğu yaygın olarak bilinir.”

Eserin sözleri şöyle:

“Ne kadar da güzel ve şuh tanıtılırsın / Oysa gerçekte bir maskarasın / Bir maymunsun şarkıların içinde / Bir papağan, süper renk ve biçimde / Önemi yok erdemin; mühim olan paradır / Bir bilinse ki o ne tezgahtır

Bir günah gibi, günah gibi / Her bilinçsiz kafada günah gibi / Geri kalmış genç kızda / Aptalın cüzdanında / Video, kaset ve fotoromanda / Bir şarkısın mutfakta / Bir heves kokanada / Ve bir sevda patronda

Bir nature morte olmuş artık sıfatın / Surat ruhun aynasıdır derler ya / Gerilmiş bir dümbelek, ıslanmış iki dudak / Buluşmuş anlamsızlıkta / Biraz Arden, birazcık da Revlon / Derken Avon un peu de Rubinstein (Birazcık Rubinstein) / On dirait que c’est toi (İşte o sensindir ki) / La plus mauvaise imitation (En kötü taklidisindir) / Ou bien la femelle Frankenstein (Ya da Frankenstein’ın dişisisindir)

Kim takardı seni Paris’te, Londra’da? / Ya da gerçek bir sanatta? / Bir tek zeytin dalı mı taşıdın yurdundan? / Biraz zahmet edip, oralara

Bahanedir hepsi, bilirsin ya bahane / Her çıkışta, bizden gider onlara / Döner gelir, nasıl olur / Bilmem ki bildiremem, üç-beş şarkı, elli bavulda

Unutma domatesi, çürük yumurtanın tadını / Ve Marie Antoinette’nin adını / Sor ki anlatsınlar biraz, gerçek olanı / O bomboş kafandaki zindanı

Sen bir ekolsün; ekollerin dışında / Ve bir günah gibi, bu toplumun içinde / Takmışsın peşine bir maymun sürüsü / Artık bir şarkıdır, gerisi”

Ne dersiniz?

Fikret Kızılok yıllar öncesinden yanıt vermiş olabilir mi Ajda Pekkan’a?

date
 

AKP karşıtları hangi partiye oy vermeli?


Mayıs 28th, 2011

Haber Ekspres 29.05.2011

http://haberekspres.com.tr/akp-karsitlari-hangi-partiye-oy-vermeli-makale,574.html

Son zamanlarda konuştuğum AKP yönetiminden memnun olmayan insanların çoğu önümüzdeki seçimlerden umutlu görünüyor. AKP’nin en azından tek başına iktidar olamayacağı ve önemli ölçüde oy kaybedeceği inancı giderek yaygınlaşıyor.

AKP karşıtı seçmenler arasında en rahat CHP’liler; çünkü verecekleri oyların boşa gitmeyeceği kesin. Merkez sağdan gösterilen adaylar, Demirel’in desteği ve Kılıçdaroğlu’nun sıcak mesajları nedeniyle CHP, sağ seçmenden de önemli oranda ödünç oy alacak gibi… Kaset olayları nedeniyle “mağdur” duruma düşen MHP’nin de baraj sorunu yaşamayacağını, aksine oylarını arttıracağını düşünüyorum. Eli bir türlü CHP’ye gitmeyen merkez sağın bir bölümü de MHP’yi destekleyecektir.

En zor kararı Cumhuriyet Güçbirliği adaylarını desteklemeyi düşünenler verecek. Özellikle Doğu Perinçek ve Tuncay Özkan’ın başarılı olmalarını ve meclise girmelerini isterim. Ancak TİP ve benzeri partilerin son zamanlarda aldıkları oy oranlarını anımsatarak bu adayların bile seçilmelerinin güç olduğunu söyleyenler de var; umarım AKP karşıtı bu oylar boşa gitmez…

Ege Bölgesi’nde bu partilerin dışındakilere verilecek oyların daha çok AKP’nin işine yarayacağı görüşündeyim.

Leyla Tavşanoğlu’nun Cumhuriyet gazetesindeki, Washington kaynaklı haberine göre, Beyaz Saray da 12 Haziran’da AKP’nin tek başına iktidar olamayacağı, yani 367 milletvekili çıkaramayacağı görüşünde… Haberde üst düzey bir yetkilinin Bu seçimler 2002 ve 2007 seçimlerinden çok daha farklı. Çünkü Başbakan Erdoğan ve AKP 2002 ve 2007 seçimlerine kendilerinin sürekli mağdur edildiği söylemiyle girmişti. Ama artık mağdur değiller… …Buna karşılık CHP giderek yükselişte görünüyor. Şu anda yüzde 25-30 bandında olduklarını tahmin ediyorum… …CHP’nin yeni liderliği iyi işler yapıyor. Washington’a gelen parti heyeti de burada bir hayli sempati topladı. Öte yandan MHP’nin de bir baraj sorunu olduğunu düşünmüyorum.” sözlerine de yer verilmiş.

Bu sözlerden yola çıkarak, danışmanı Zapsu’nun deyimiyle, Erdoğan’ın “deliğe süpürülme” zamanının gelmiş olabileceğini söyleyebiliriz.

Konuyla doğrudan bağlantılı olmasa da; Bülent Arınç’ın “Sayın Boyner ya da öyle düşünenler iktidara gelirlerse porno siteleri ya da diğer konularda istediklerini serbest bırakabilirler” şeklindeki sözlerini TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner gibi, ben de “ileri demokrasi” açısından son derece “korkutucu” buldum.

Sayın Arınç; sizler bir ayrılın da iktidardan…

Gerisi kolay…

date
 

Analar; kızınızın kaderi sizin elinizde…


Mayıs 26th, 2011

Haber Ekspres 27.05.2011

http://haberekspres.com.tr/analar-kizinizin-kaderi-sizin-elinizde-makale,568.html

Bu kadarı olmaz diyordum, ama oldu. “Çokeşlilik yasal olsun” tartışmaları da başladı; konuyu dile getiren de bir “kadın” oldu üstelik…

Utanmadan bu çirkin isteklerini İslam dinine dayandırıyorlar. Oysa Kuran’da açıkça yazıyor: “Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini askıda kalmış kadın gibi (kocası hem var, hem yok) bırakmayın” (Nisa Suresi 129. Ayet).

Hakkını arayan köylü vatandaşa “Ananı al da git” diyen Başbakan Erdoğan, Kılıçdaroğlu “A” deyince bunu analara çok büyük bir hakaret olarak nitelendirip, yeri göğü inletti. Eski bakanı Kürşat Tüzmen’in Kılıçdaroğlu için söylediği “Biz adamı ana rahmine kadar kovalarız” sözlerindense ya haberi yok, ya da asıl şekli herkes tarafından bilinen bu sözleri “analara hakaret” olarak görmüyor.

Kaseti çıkan MHP’li yöneticilerin ardından “Yahu kendi eşiyle mi bir şey oluyor da özeli oluyor. Buna nasıl ‘kendi özeli’ dersin. Özel değil bu… Genel, genel… Bu, genel bir ahlaksızlıktır.” demişti Erdoğan. Diğer bir MHP’li yönetici ise kasetteki kadının imam nikahlı eşi olduğunu bildirdi. O zaman soralım. Erdoğan imam nikahı konusunda ne düşünüyor? AKP içinde imam nikahlı milletvekilleri veya yöneticiler var mı? Varsa bunlar da “ahlaksızlık” mı yapıyorlar?

Analar!

Atatürk “kadına seçme ve seçilme hakkı”nı bugün “uygar” geçinen birçok ülkeden yıllar önce boş yere vermedi. Boşuna güvenmedi sizlere!

Kızınızın, kız torununuzun geleceği sizlerin elinde…

Tıpkı erkek kardeşleri gibi okusun, kendini geliştirsin, para kazansın, hakkını arasın diyorsanız…

Bir mal gibi, para karşılığında sevmediği bir insanla evlenmek zorunda kalmasını istemiyorsanız…

Kocası tarafından şiddete maruz kalmasını, kafasının gözünün morarmasını, morluklar geçene kadar insanlardan saklanmak zorunda kalmasını istemiyorsanız…

Oyunuzu verirken, Atatürk’ün gülümseyen yüzünü getirin gözünüzün önüne…

Sonra bir de çokeşliliği savunan o kadının sırıtan suratını düşünün…

Öyle verin oyunuzu…

Kocanıza da “En hayırlısına attım” dersiniz, olur biter…

date
 

Seçim sonuçları ne olur?


Mayıs 21st, 2011

Haber Ekspres 22.05.2011

http://haberekspres.com.tr/secim-sonuclari-ne-olur-makale,560.html

Değerlendirmeye ne gerek var, zaten çok sayıda kamuoyu yoklaması yapılıyor” diyebilirsiniz. Ancak, bu seçimlerde anketlerin önemli ölçüde yanılabileceğini düşünüyorum.

Nedenine gelince… Kamuoyu yoklamalarının doğru sonuç verebilmesi, insanların sorulan soruları doğru yanıtlamalarına bağlı… Neyle suçlandığını bilmeyen insanların yıllarca hapishanelerde tutuklu kaldığı, telefonların dinlendiği, kasetlerin uçuştuğu, başbakanın “savcıyım” dediği, özetle “korku imparatorluğu”na dönmüş bir toplumda, anket sırasında AKP’ye oy vereceğini söyleyen birçok insan, özellikle de sağduyulu kadınlar, seçim günü başka partilere oy verebilirler.

Türk insanını diğer ülke insanlarından ayıran en önemli farklardan biri “yeni”ye ve “yenilikler”e aşırı ölçüde hevesli ve açık oluşları… “Yeni” genel başkanı ile “Yeni CHP” bu yönden çok avantajlı… Kılıçdaroğlu yepyeni projeler açıklarken, İsmet İnönü’yü suçlayan Erdoğan, cephanesi tükenmiş asker görüntüsü veriyor. Televizyon programlarında izlenme oranlarının yüksekliği, halkın Kılıçdaroğlu’na ilgisinin ve kendine daha yakın bulduğunun önemli bir göstergesi… Ayrıca yakın siyasi tarihimiz yüksek oylarla iktidar olan birçok partinin kısa zamanda eriyip gittiği gösteriyor.

Söylemleri eskimiş AKP’nin en önemli oy kaynağı olan Erdoğan’ın karizması, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı televizyonda düello davetlerini kabul etmeyişi ve “Camdan okuyor, camdaki yazı olmasa konuşamaz” sözlerinin doğruluğunun kanıtlanması ile derin çizikler yedi… Her seçimde oy kazandıran “türban” mağduriyeti de yok artık; üstelik sorunu çözen de Kılıçdaroğlu ve CHP oldu…

Dokuz yıldır yaptıklarıyla ülkeyi dindar – laik – Türk – Kürt olarak dörde bölmeyi başaran (!) Erdoğan’ın şimdi de Alevi – Sünni ayrımını kaşımaya başlaması, oy kazandırmaktan çok, oy kaybettirecektir. Ayrıca rakipleri, Erdoğan’ın köken aldığını söylediği Gürcistan halkının yüzde 90’ının Ortodoks Hıristiyan olduğunu gündeme getirebilir.

Erdoğan’ın çok önemli bir stratejik yanlışı da, kazanabileceği hiçbir şey yokken Demirel’le söz dalaşına girmesi… AKP’nin en önemli oy deposu olan merkez sağ seçmenin Demirel’i çok sevdiğini unuttu sanırım. Kılıçdaroğlu’nun merkez sağdan aday göstererek yaptığı hamle, CHP’ye beklentilerin üzerinde oy kazandırabilir. Önceki seçimlerde büyük oranda AKP’ye giden bu oyların her biri iki oy değerinde…

ABD’den ve büyükelçi Ricciardone’den gelen bazı sinyaller, danışmanı Cüneyt Zapsu’nun tabiriyle, Erdoğan’ın “deliğe süpürülme” zamanının, AKP’ninse “son kullanma tarihi”nin geldiği şeklinde yorumlanabilir.

Demirel’in söylediği gibi “Siyasette 24 saat bile uzun süredir”; çıkabilecek yeni kasetlerinse nelere yol açacağını kestirmek güç.

Ancak şu anki verilerle; tıpkı 1987 seçimlerinin ANAP’ın sonunu başlattığı gibi, bu seçimlerin AKP için sonun başlangıcı olacağı kanısındayım

date
 

Atatürk’e göre suç kimde?


Mayıs 18th, 2011

Haber Ekspres 19.05.2011

http://haberekspres.com.tr/ataturke-gore-suc-kimde-makale,557.html

İnsanoğlu, suçu kendinde aramak yerine, savunma mekanizmalarını kullanarak önce yadsır, sonra da çevresine yansıtır genelde…

Nazım Hikmet’in “… Bir değil, / beş değil, / yüz milyonlarlasın maalesef. / Koyun gibisin kardeşim, / gocuklu celep kaldırınca sopasını / sürüye katılıverirsin hemen / ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. / Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, / hani şu derya içre olup / deryayı bilmeyen balıktan da tuhaf. / Ve bu dünyada, bu zulüm / senin sayende. / Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer / ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak / kabahat senin, – demeğe de dilim varmıyor ama – kabahatın çoğu senin, canım kardeşim.” dizeleriyle çizdiği “Dünyanın En Tuhaf Mahluku” tiplemesi, Bekir Coşkun’un “Göbeğini kaşıyan adam”ı ile akrabadır belki de… Veya Aziz Nesin’in istatistiksel hesabını da yaparak, “Türkiye’nin yüzde 60’ı” olarak nitelediği grupla…

Ama Atatürk’e göre “…bunun suçu bizde, bugünün insanlarında değildir; Türk’ün karakterini anlamayarak kafasını birtakım zincirlerle saranlarda”, “bu bilgisizliği devam ettirmeyi kendi devamları için gerekli görenlerde”dir. Ayrıca “Bir ülkedeki azınlık, eğer çıkarını çoğunluğun bilgisizliğinde ararsa, genel felaket kaçınılmazdır.

Atatürk Türk halkına güvenmiş, onu çağdaş uygarlık düzeyine yükseltebilmek için eğitmeye, geliştirmeye çalışmıştır.

Türk insanı Atatürk’e çok şey borçlu olduğunun bilincindedir. Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar…

U-N-U-T-M-A-Y-A-C-A-Ğ-I-Z

date