Archive for Ocak, 2011

AKP’yi Atatürk’e şikayet ettim


Ocak 29th, 2011

http://haberekspres.com.tr/akpyi-ataturke-sikayet-ettim-makale,377.html

Hem vallaha,  hem billaha… AKP’yi ve hükümetin başı (patent Demirel’in) Recep Bey’i (patent Kılıçdaroğlu’nun) şikâyet ettim Ulu Önder’ime…

Hem de Ankara’ya Anıt Kabir’e gitmeden, İzmir’de; Bornova’da; Ege Üniversitesi’nde yaptım şikâyetimi.

Doluydum. Belki ülkenin genel gidişine sıkılmıştım; belki de yerel bazı olaylara…

Bir dostumun gösterdiği elektronik postayı okumamla başladı süreç. Atatürk’ün muhtemelen Türkiye’de dikilen ilk heykelinden birkaç yüz metre uzaktaydık. Kaynak güvenilirdi; Bornova Anadolu Lisesi’nden İhsan Uhri Hocamızın oğlu Arkeolog Dr. Ahmet Uhri.

Sayın Uhri’ye göre Türkiye’de yapılan ilk Atatürk heykelinin Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel’e ait Sarayburnu’nda bulunan 3 Ekim 1926 tarihinde açılışı yapılmış olan heykel olduğu görüşü yaygınsa da, aynı sanatçının Ege Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nin bahçesinde bulunan heykeli daha eskiydi (ayrıntı için İzmir Life Ocak sayısı).

Hemen kalktık ve kısa bir yürüyüşün ardından heykel karşımızdaydı. Gerçekten de heykelin altında eski yazıyla şu bilgiler yer alıyordu: “Türkiye’nin büyük dahi ve halaskârı, Türk çiftçisinin ulu rehberi, Cumhurreisimiz büyük Gazi Mustafa Kemal Paşa hazretlerinin İzmir Ziraat Mektebi’ni teşrifleri hatıra-i şükranıdır. Haziran 1926”

Bulmuşum Atatürk’ü karşımda; başladım şikâyetlere…

“Millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek” ve “Demokrasi bizim için amaç değil araçtır” diyenler iktidar oldu.

“Milletin efendisi” dediğin köylüye “Ananı al da git”;

yürümek isteyen işçilere “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar”;

iş adamlarına “Bitaraf olan, bertaraf olur”;

şehit ailesine “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir!”;

şehitlere “kelle”;

çocuk katiline “Sayın”;

içki içenlere “Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyorlar”;

muhaliflere “Ağzı olan konuşuyor”;

dünyaca ünlü heykeltıraşın heykeline “ucube”;

kendilerini protesto edenlere “nankör”, geri zekalı”, “kuş beyinli”;

Irak’ta çoluk çocuk Müslümanların katledilmesine yol açan süreçte “Büyük Orta Doğu Projesinin eş başkanıyım”;

İzmir’e “gâvur” imasının ardından “sümüklü” dediler.

“Ama merak etme; Gençliğe seslenişini ve Bursa nutkunu okuyan her yaştaki gençlere güvenebilirsin” , “Kongre yaptığın kente senin adını haykırmaya gidenlerin otobüsleri dokuz kez durduruldu” dedim.

En sonunda da “Tüm bunlara karşı bazıları ‘Atatürk yaşasaydı, AKP’ye oy verirdi’ diye konuşuyor” diye sonlandırdım sözlerimi…

Sonra uzun uzun baktım, baktım… Ulu Önder’ime.

Ve huzur içinde ayrıldım yanından…

date
 

Kanadoğlu: Siyasete girmeyi düşünebilirim


Ocak 22nd, 2011

http://haberekspres.com.tr/kanadoglu-siyasete-girmeyi-dusunebilirim-makale,367.html

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, İzmir Atatürkçü Düşünce Dernekleri’nin Konak Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlediği “Demokrasi” konulu konferansta Dr. Selahattin Akçiçek Kültür ve Sanat Merkezi’nde konuştu. Koltuk aralarını bile tıklım tıklım dolduran coşkulu bir kalabalığa seslenen Kanadoğlu önemli açıklamalarda bulundu.

Hizbullah davasında 10 yıl içinde kesin hüküm almadıkları için gerçekleşen tahliyeler tartışılırken, Başbakan Erdoğan’ın “Benim dosyamı bir günde getirmeyi biliyorsunuz” sözleriyle kendisini kastettiğini söyleyen Kanadoğlu, 188 kişinin katli ile ilgili bir davanın seçimle ilgili bir davayla karşılaştırılmasını “elmalarla armutları toplamak” olarak niteledi ve asıl sorumluların gerekli hukuki düzenlemeleri yapmayanlar olduğunu iddia etti.

Kanadoğlu Erdoğan’ın söylediği şiir nedeniyle değil, yaptığı konuşmanın içeriği nedeniyle “yurttaşları kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan mahkum olduğunu; 2002 seçimleri öncesi adli sicilinin silinme talebinin 3 nolu DGM tarafından reddedildikten sonra Yargıtay’da temyiz mümkünken, 4 nolu DGM’nin kaydın silinmesine karar verdiğini; özel kurye ile bir günde getirttiği karara yaptığı itiraz sonucu 8. Ceza Dairesinin altı gün sonra 4 nolu DGM’nin kararını yok hükmünde saydığını hatırlattı. Necmettin Erbakan, Akın Birdal ve Murat Bozlak için de benzer işlemler yaptığını söyleyen Kanadoğlu, Erdoğan’ın yeniden “mağdur olma hevesinde” olduğunu söyledi.

Beş ay sonra yapılacak seçimlerin güvenliği konusunda endişeli olduğunu bildiren Kanadoğlu, gece yarısı yapılan düzenlemeler sonrasında seçmen kütüklerini düzenleme yetkisinin bağımsız Yüksek Seçim Kurulu’ndan alınarak, İçişleri Bakanlığına bağlı Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü’ne verildiğini; konuyla ilgili bir protokolün iptali için iki siyasi partinin başvurduğu Danıştay’dan 1,5 yıldır karar çıkmadığını anlattı. Seçim güvenliği konusunda Kanadoğlu’nu endişelendiren bir başka etmen, Ulusal Yargı Ağı Projesi’nin (UYAP) Adalet Bakanlığı’na bağlı olması; tek çareyse siyasi partilerin bir merkez kurarak, tüm sandıkları denetlemeleri…

Referandum sürecinde şekerle kaplanmış hapın İzmirliler tarafından yutulmadığını, ancak Türkiye tarafından ne yazık ki yutulduğunu söyleyen Kanadoğlu, HSYK ve Anayasa Mahkemesi yapısı dışında hiçbir şeyin değişmemesinin kendilerini haklı çıkardığını, yeni Anayasa Mahkemesi’nin Siyasi Partiler Kanunu’nun 108. maddesini iptal etmesiyle parti kapatmanın artık fiilen mümkün olmadığını açıkladı.

Seçim sonrasında bugünkü siyasi iktidarın devam etmesi halinde başkanlık sistemine geçileceğini ve “ileri demokrasi” tanımının totaliter bir rejime giderken, halkı uyutmak için kullanıldığını söyleyen Kanadoğlu, statta ıslık çalanların soruşturulmasının ve yoğun bakım odalarının gece basılmasının demokrasiyle bağdaşmadığı yorumunu yaptı.

Halkı “Aynı hapı bir daha yutmama” konusunda uyaran Kanadoğlu “Neden CHP’nin başına geçmiyorsunuz?” şeklindeki yazılı soruyu ise “Yaşının buna uygun olmadığı, ancak siyasete girmeyi düşünebileceği” şeklinde yanıtladı.

CHP İzmir Milletvekili Sabih Kanadoğlu…

Benim kulağıma hoş geldi; sizin?

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

Bayraklı Atatürk posterine yasak


Ocak 15th, 2011

http://haberekspres.com.tr/bayrakli-ataturk-posterine-yasak-makale,355.html

Manisa’da oturan dostum anlattığında çok şaşırmıştım. Bir polis evine gelip, balkonunda asılı Türk bayraklı Atatürk posterini indirmesi gerektiğini bildirmiş…

Belgesini de gösterdi dostum. Düzenlenen “Tebliğ ve Tebellüğ Tutanağı”na göre 18.08.2009 günü ihbar yapılmış. Manisa ili Merkez Efendi mahallesindeki “ikametinde asılı bulunan üzerinde Atatürk resmi bulunan Türk bayrağının… … 2893 sayılı Türk bayrağı Kanununun 7. maddesine aykırı bir durumda olmasından dolayı yerinden kaldırılarak usulüne uygun imha edilmesi, aksi taktirde… …Türk Ceza Kanununun 526. maddesi uyarınca cezalandırılacağı” tebliğ ediliyordu dostuma; adı belgede yazılı bir polis memuru tarafından.

Benzer posteri İzmir’de ücretsiz olarak dağıtan İzmir Ticaret Odası’nın da “bayrak kanununa aykırılık” suçlamasıyla Cumhuriyet Savcılığına şikayet edilmiş, kesilen para cezasının ardından yapılan itirazı İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin  “…davaya konu örneğin Bayrak olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk’ün posteri olarak basıldığının açık olduğu” ve “Atatürk posterinin arkasına en uygun fonun Türk Bayrağı olacağının açık olduğu” gerekçeleriyle tutanağın ve cezanın iptali ile itirazın kabulüne 05.03.2007 tarihinde kesin olarak karar vermiş; Manisa’daki işlemden yaklaşık 2,5 yıl önce.

Ne güzel yorum yapmış mahkeme… “Atatürk posterinin arkasına en uygun fonun Türk Bayrağı olacağının açık olduğu”

Çok merak ediyorum bu şikâyetleri kimlerin yaptığını… Atatürk’ün posterinden neden rahatsızlık duyduklarını…

“Demokrat” geçinenlerin “özgürlük” anlayışları balkonumuza dayanmış durumda. 29 Ocak Cumartesi saat 20:00′de İzmir’de Kordon boyunca neden içeceksem, aynı nedenle Manisa’nın her tarafını bayraklı Atatürk posterleriyle donatmak geliyor içimden…

Belki de sağlayabiliriz bunu… Manisa Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Yapı Kredi Bankası Manisa Merkez 61579150 numaralı hesabına (TR130006701000000061579150) yapacağımız şartlı bağışlarla. Benden 100 TL.

Haftanın sözü: Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir. Pascal

date
 

Sevgili Dostlar,


Ocak 8th, 2011

Öncelikle 2004 Mart’ından bu yana, önce Milliyet Ege’deki, ardından Hürriyet Ege’deki köşesini, yanlış saymadıysam toplam 252 kez, bana açan Sevgili Deniz Sipahi’ye teşekkür ederim. Yeni yılda yazılarımı internet ortamında http://www.ulgenok.net/ adresinde sizlerle paylaşmayı sürdüreceğim. Yazılı – görsel basında veya internet ortamında bu yazıları kullanmak isteyenler, başında adımı veya sonunda “Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden” ibaresini kullanmak ve geri dönüşler için okulgen@superonline.com e-posta adresimi bildirmek koşuluyla yayımlayabilirler.

Sevgi ve saygılarımla,

Ülgen Zeki Ok

date
 

CHP nasıl iktidar olur?


Ocak 8th, 2011

Genel seçimler yaklaşırken, Türkiye’nin yol aldığı rotadan memnun olmayanların, neler yapmaları gerektiğini sorgulama zamanları geldi. Sadece siyasetçilerin değil, tüm bireylerin…

“İyi de, ne yapabiliriz?” sorusu iyi bir başlangıç olabilir. En yakın gördüğünüz partiye veya sivil toplum kuruluşuna üye olup, daha fazla katkı sağlayabilirsiniz, örneğin… Unutmayalım; “Birlikten kuvvet doğar”. Bir gence maddi yardım sağlayabilir; ona bilgi ve deneyimlerinizi aktararak, gelişmelerini olumlu yönde etkileyebilirsiniz. En azından düşüncelerinizi sözlü veya yazılı olarak paylaşabilirsiniz, çevrenizdekilerle…

Ben de “CHP” için “iktidara giden yol” konusunda biraz kafa yorayım dedim. “AKP nasıl iktidar oldu?” diye düşündüğümde vardığım sonuç, “Recep Tayyip Erdoğan sayesinde” oldu. Halk Erdoğan’ın konuşmasını, muhafazakârlığını, yürüme ve yaşama şeklini kendine yakın bulmuş ve onu kendiyle özdeşleştirmişti. İktidara gelince Erdoğan’ın “karizma”sı, bir kısmı yararlı, ama tümü popülist politikalarla pekişmişti. Bu durumda CHP’yi iktidara götüren yol “Erdoğan’ın karizmasının çizilmesi”nden geçiyordu.

Peki, bu nasıl olabilir? CHP’nin işi eskisinden daha kolay, çünkü halk Kılıçdaroğlu’nu da, kendine yakın buldu ve benimsedi. Kılıçdaroğlu’nun öncelikle yapması gereken Erdoğan’ı herhangi bir televizyon kanalında düelloya davet etmek. “Bunu defalarca yaptı” diyeceksiniz. Yaptı, ama kabul görmediğinde yeterince üzerine gitmedi. Düello teklifini kabul etmeyen Erdoğan’ın cesaretini, kabadayılılığı, Kasımpaşalılığını sorgulamadı.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın artık “Recep Bey” olduğunu, hesabını veremeyeceği pek çok konu yüzünden ve Dengir Mir Mehmet Fırat ile Melih Gökçek’in durumlarına düşmekten “korktuğu” için düellodan kaçtığını vurgulayabilir. Dünyanın hiçbir ülkesinde, ana muhalefet partisi liderinin düello isteğini geri çeviren bir insanın başbakan seçilemeyeceğini halka anlatabilir ve geçmişte, düellodan kaçmanın birçok ülkede en büyük “onursuzluk” olduğunu söyleyebilir… Erdoğan buna rağmen kaçmayı sürdürürse, AKP çok oy kaybeder.

Kurultaydaki tablo, kadın genel sekreter, kömür işçileriyle yılbaşı, romanlarla buluşma… Hepsi çok başarılı adımlar; AKP’nin korkmasından belli… Ama, CHP iktidarının yolu öncelikle Kılıçdaroğlu – Erdoğan düellosundan geçer.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date