Archive for Aralık, 2010

Ne olacak bu üniversite hastanelerinin hali?


Aralık 11th, 2010

Hürriyet Ege 11.12.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16504901.asp?yazarid=201&gid=142

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Muhittin Erel Amfisi’nde izlediğim panelin adı böyleydi. İzmir Tabip Odası ve Ege Öğretim Elemanları Derneği işbirliğiyle düzenlenen paneli önceki Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır yönetti.

Trakya Üniversitesi önceki rektörlerinden Prof. Dr. Osman İnci son zamanlarda koruyucu hekimliğin yerini “parça başı çalışma” yönteminin aldığını; oysa üniversite hastanelerinin “kar amacı güden bir şirket” gibi düşünülmemesi gerektiğini söyledi. Prof. İnci mali güçlük çeken 22 üniversitenin Sağlık Bakanlığı’nın protokol taslağını imzaladığını bildirdi.

Türk Tabipleri Birliği İkinci Başkanı ve Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özdemir Aktan ise yapılan anlaşmanın ardından, kendi üniversite hastanelerinde başhekim ve yardımcılarıyla, işletme müdürünün Sağlık Bakanlığı tarafından atandığını; geçtikleri yeni binalarında kendilerine iyi davranılmasına rağmen, deney ortamında yaşıyor gibi hissettiklerini anlattı. Dekanlıktan, mesai saatleri içinde eğitim yapılmamasına ilişkin üstü kapalı yazılar almaya başladıklarını söyleyen ve başka hastanelerde görevlendirilmiş gibi gösterilerek ödenen ücretleri bir gün geri ödemek durumunda kalacaklarını tahmin ettiğini açıklayan Prof. Aktan’a göre, önerilen global bütçe sisteminde bir öğretim üyesinin para kazanması, ancak başka bir öğretim üyesinin daha az kazanması ile olası.

Getirilmek istenen sistemde üniversite hastanelerinin mali ve yönetsel özerkliğinin ortadan kalktığını; bu durumda bilimsel özerklikten de söz edilemeyeceğini söyleyen her iki konuşmacıya da katılıyorum.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

Kul hakkı ve ilahi adalet


Aralık 3rd, 2010

Hürriyet Ege 03.12.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/16434981.asp?yazarid=201&gid=142

Pozitif bilimle uğraşan insanlar için “kul hakkı” veya “ilahi adalet” (bizim laik kesim kozmik fatura da diyor) gibi kavramları anlamak ve anlatmak güç olabilir. Hep somut verileri görmek isteyen, onlara dayanmaksızın “konuşma” güçlüğü çeken bu insanlar, elde ettikleri verileri nesnel (objektif) biçimde değerlendirilirler.
Son yıllar içinde, yakınımda “bilerek kul hakkı yiyenleri” bir bilim insanı titizliğiyle incelediğimde, sıklıkla “ilahi adalet”in işlediğini gözlemledim, hem de haklarını yedikleri kulların başlarına gelene benzer bir biçimde…
Nereden mi aklıma geldi bunlar? Mustafa Balbay’ı ziyaret eden 2 yaşındaki çocuğunun camın ardında izlediği babasının, ancak telefondan duyabildiği sesini öpmeye çalıştığını okuduğumda çok etkilendim ve şunları düşündüm.
Bir bebeğin babası ile birlikte büyüme hakkını, bir babanın bebeğini yanında büyütme hakkını veya babasının cenaze namazına katılamayan bir insanın hakkını elinden kimler almışsa ilahi adalet bir gün onu bulabilir. Bu kişi bir hukukçu da olabilir, bir siyasetçi de… Hatta bir seçimde, halk oylamasında verdiği oyla kul hakkı yiyenlerin seçilmesine veya yerinde kalmasına katkı sağlayan seçmen bile olabilir. Kim bilir, yapılan haksızlıklar karşısında sessiz kalmak bile günah hanemize yazılıyordur, belki de…
Ne yapmalı peki? En azından çıkıp, Sayın Bülent Arınç gibi “Bence bu feryada (Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın) kulak vermek lazım” diyebilmeliyiz. Bunları yazınca biraz olsun rahatladım. Yapılanların haksızlık olduğunu düşünüyorsanız, siz de sesinizi çıkarın lütfen.
Kozmik faturada günah listenizin toplam hanesinde yazan rakamda düşme elde edebilirsiniz.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date