Archive for Eylül, 2010

Yetenekler köreltilmez geliştirilirse


Eylül 22nd, 2010

Hürriyet Ege 22.09.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15836805.asp?yazarid=201&gid=142

Atatürk’ün Onuncu Yıl Nutku’nda söylediği “Türk milleti çalışkandır; Türk milleti zekidir” sözlerini aslında benimsemediğini, “… çalışkan ve zeki olmalıdır” anlamında kullandığını iddia edenlerle aynı kanıda değilim. Yürekten inanarak söylemiştir bu sözleri ve haklıdır da…
Futbolda kazandığımız dünya üçüncülüğünün ardından, Sertab Erener’in Eurovision birinciliği ve basketbolda aldığımız dünya ikinciliği, halterdeki dünya rekorlu başarımız olanak sağlandığında Atatürk’ün “Türk insanı”nın neler yapabileceğinin göstergeleri…
Müzik yetenekleri dünyaca alkışlanan İdil Biret, Suna Kan, Fazıl Say, Pekinel Kardeşler gibi sanatçılar da cabası… 70 milyonluk ülke için bu başarıların sayısını az bulanlar olabilir; ancak fırsat sunulan çocuk veya gençlerin sayısının kısıtlılığı göz önüne alınırsa, bu başarılar hiç de az değil.
Yurt dışına çıkıp, beyin gücü ile başarı sağlayan bilim insanları ve iş adamları kadar, bilek gücü ile ekmeğini taştan çıkaranlar, kısa sürede işçilikten patronluğa yükselenler de kanıtlıyor Atatürk’ün sözlerini…
Çalışkan, zeki ve yetenekli olmasalar tutunabilirler miydi oralarda? Yarım kalmış olsa da, “Köy Enstitüleri Projesi” kırsal kesimdeki Türk çocuklarının bu özelliklere sahip olduğunu göstermiyor mu? Tamamlanabilse Batı ile Doğu arasındaki bugünkü uçurum olur muydu?
Doğal yeteneklerimizi neye borçluyuz acaba? Bilimsel araştırmalar Anadolu insanının yaklaşık yüzde 10’unun Orta Asya’dan, kalan büyük çoğunluğunsa Anadolu, Doğu Akdeniz, Orta ve Yakındoğu’dan köken aldığını gösteriyor.
Yeteneklerimizi belki de farklı insanların karışımı olmamıza borçluyuz. Bunu bilen Atatürk; “Türk milleti” derken bir ırkı değil, “Türk’üm” demekten mutluluk duyan tüm insanları kastetmişti ve nutkunda şöyle sürdürmüştü sözlerini:
“Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir…”
AKP’li CHP’li ile uzlaşırsa, MHP’li BDP’li ile kucaklaşırsa; yetenekleri köreltici değil, geliştirici bir eğitim sistemi benimsenirse Türkiye’yi kimse tutamaz.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

Sorunlarımıza tıbbi reçete


Eylül 12th, 2010

Hürriyet Ege 12.09.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15758830.asp?yazarid=201&gid=142

TIP eğitimi sırasında öğrencilerimizin beynine kazımaya çalıştığımız iki temel kural var:
“Öncelikle, zarar verme!” ve “Hastalık yoktur; hasta vardır.”
Merak etmeyin tıp eğitimi konusunda bir yazı yazma gibi bir niyetim yok. Sadece bazı sorunlarımıza tıbbın bu iki temel kuralı ışığında bir göz atmak istedim.
Gündemdeki “demokratikleşme” konusu, tıpkı kortizon tedavisi gibi iki ucu keskin kılıca benziyor. Bazen hayat kurtarıcı iken, doz iyi ayarlanmadığında önemli yan etkilere yol açıyor. Bu tür tedaviler kullanılırken “Öncelikle, zarar verme” ilkesinin göz önünde bulundurulmasında, yani kaş yaparken göz çıkarmamakta yarar var. Gerçek anlamdaki bir demokrasinin ön koşulunun “toplumun eğitim ve bilinç düzeyinin yükselmesi” ve “toplumdaki bireylerin arasındaki sosyoekonomik uçurumların giderilmesi” olduğunun da unutulmaması gerek.
xxx xxx xxx
Türkiye’yi hasta eden önemli bir etmen de kendimize özgü koşullar ve farklılıklar göz önüne alınmaksızın yapılan düzenlemeler. Özellikle hukuk alanında “kopyala – yapıştır” yöntemiyle, bize benzemeyen ülkelerden yapılan alıntılar, tıpkı uygun olmayan bir donörden alınan bir organ gibi şiddetli reaksiyonlara ve doku reddine yol açıyor. Bu sorun yeni de değil.
Yıllar önce Atatürk vergi ödemek için öküzünü satmak zorunda kalan köylüyü ve düzenlemenin sorumlularını ünlü sofrasına çağırır ve “Hastalık yoktur; hasta vardır” ilkesini çağrıştıran şu sözleri söyler:
“Bir kanun gerekti mi bu baylar İsviçre’den, Fransa’dan bir kanun buluşturur, Türkçe’ye çevirtirler; basıp imzayı, gönderirler Büyük Millet Meclisi’ne… Bunlar da hükümet incelemiş, benim zorlanmama gerek yok derler ve kaldırırlar parmaklarını, olur sana bir kanun! Sonra bir vergi memuru gelir, vergi borcundan Halil Ağa’nın öküzünü çeker satar? Sonra ben bunları görür, tasalanırım!”
(Atatürk’ün Fikir Sofrası”ndan, İsmet Bozdağ, Tekin Yayınevi)
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

Eğitimli ve eğitimsiz eşekler


Eylül 5th, 2010

Hürriyet Ege 05.09.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15712604.asp?yazarid=201&gid=142

Ziya Paşa’nın “Hiç necabet (soyluluk) mi verir, bed (kötü) asl’a üniforma? / Zer-dûz palan (Altın işlemeli eyer) vursan, eşek yine eşektir” beyti ile benzer anlam taşıyan ve Türk siyasi tarihinin renkli yüzlerinden Osman Bölükbaşı’na ithaf edilen “Eğitim cehaleti alır; eşeklik baki kalır” sözlerine temelde pek fazla itirazım yok.
Toplumda eğitimli eşek sayısının hiç de az olmamasının, eski dildeki “mektep – merkep” ilişkisinin bu yorumunu haklı çıkardığı da söylenebilir. Ancak, bu sözcükleri sık kullanan kişileri incelediğimde, itiraz edeceğim bazı noktalar çıkıyor ortaya… İyi bir eğitim almamasına karşın toplumda belli yerlere gelen ve kendini çevresindeki eğitimli insanlardan daha yüksekte gören insanların ağzında farklı bir anlam kazanıyor bu sözcükler… Savunma mekanizmalarını kullanarak, iyi bir eğitim almamış olmanın ezikliğini önce yadsıyan, ardından da çevrelerindeki bazı eğitimli insanlara yansıtan bu kişilerin duygusal tatminleri, toplumsal destekle daha da pekişiyor, ne yazık ki…
xxx     xxx     xxx     xxx
Diploma veya unvan sahibi olmak tek başına yeterli değil, tabii ki…
“Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkündür” sözlerinin sahibi Sakallı Celal’e de bazen hak veriyorum; ancak kendisi ortaöğrenimini Galatasaray’da, yüksek öğrenimini Paris’te yapmamış olsa bu sözleri söyleyebilir miydi acaba?
Eğitimli eşeklerin yaptıkları eşekliklerin nedeni daha çok çıkara dayalı, Cem Yılmaz’ın tabiriyle “duygusal” iken, eğitimsiz eşeklerin eşekliklerinin nedeni sıklıkla “eşek kalmış” olmalarında yatıyor.
Özetle; eğitimsiz eşeklerin yerli yersiz kullandıkları “eğitimin önemli olmadığına ilişkin” ifadelerin altında “eşek kalmış” olmanın yarattığı aşağılık kompleksi yatıyor, sıklıkla… Eğitimli eşekleri, eğitimsiz eşeklere yeğlemem bundandır.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

Mevlana ve Beethoven


Eylül 3rd, 2010

Hürriyet Ege 02.09.2010

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15689616&yazarid=201&tarih=2010-09-02

Mevlana ve Beethoven arasında nasıl bir bağlantı mı var? Ludwig van Beethoven, “Atina Harabeleri” adlı eseri içinde yer alan “Derviş Korosu”nu bestelerken “Ey Ki Hezâr Âferin” sözleriyle başlayan bir Mevlevi Ayini’nden esinlenmiş.
Yeditepe Üniversitesi Antropoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Feza Tansuğ “Müzik Tarihi” dergisinde yer alan bilimsel makalesinde Beethoven’ın bu ünlü eserini yazarken faydalandığı kaynağın, uzmanlar için 200 yıldan beri bir bilmece olduğunu belirtiyor. İki yıldan uzun süren araştırmaların sonunda elde edilen kanıtlar, Beethoven’ın eseri yazarken, Fransız tüccar Jean Antoine du Loir’ın İstanbul’da dinleyip, 1654′te Paris’te yayımladığı notalardan yararlandığını göstermiş. “Atina Harabeleri” bir bölümü dışında bugüne dek Türkiye’de sahnelenmediği için bu durum fark edilmemiş.
Olayı, “Büyük tasavvuf üstadı, şair, hümanist ve besteci Mevlana’nın düşüncesinin, bir başka hümanist ve besteci Beethoven’ın Atina Harabeleri adlı muazzam eserinde buluşması” olarak yorumlayan Prof. Dr. Tansuğ’a göre “Derviş Korosu”, Mevlevi müziğinin uluslararası sanat müziğine etkilerinin ilk örneğini oluşturuyor.
Eserin Türkiye’de ilk kez İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında seslendirileceğini açıklayan Tansuğ, Beethoven’ın Türk musikisi hakkında varsayılandan çok daha fazla bilgisi olduğunu, yazdığı birkaç Türk marşından başka, en son ve en büyük eseri kabul edilen “9. Senfoni”nin son bölümüne de mehter müziğinin özelliklerini yansıtan bir “Türk müziği” eklediğini söylüyor.
Konu Hürriyet Daily News’ta Erisa Dautaj Şenerdem tarafından da incelenmiş. Dilerseniz, “Derviş Korosu”nu ve “Mevlevi İlahi”sini www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=beethoven-was-inspired-by-a-mevlevi-piece-for-his-chorus-of-dervishes-2010-07-11 adresinde yer alan bağlantıları tıklayarak dinleyebilir ve notalarını karşılaştırabilirsiniz.
Bornova Anadolu Lisesi’nden sınıf arkadaşım etnomüzikolog Prof. Dr. Feza Tansuğ’u bu önemli buluşu nedeniyle candan kutlarım.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com

)

date