Archive for Nisan, 2010

Vefa, cefa ve sefa


Nisan 18th, 2010

Hürriyet Ege 18.04.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14453156.asp?yazarid=201&gid=142

VEFA deyince kiminin aklına eskiden 1. Lig’de oynamış bir futbol takımı gelir; kiminin ise İstanbul’da bir semt… Canı birden boza çekenler bile olabilir. Oysa, sevgi ve dostluğun devamlılığının simgesidir “vefa…”
“Vefa”yı; rahatlık, neşe anlamına gelen “sefa”dan ve sıkıntı, eziyet, zulümle eş anlamlı “cefa”dan ayıransa yalnızca bir harftir.
Çeşitli “cefa”ların ardından “sefa”ya kavuşanların bazıları, kendilerini oraya taşıyanların çekmeye devam ettiği “cefa”yı görmez veya önemsemezken; kimileri hiçbir zaman unutmaz o insanları… Yani, gördükleri yardım ve destek sayesinde yükselen insanlar ikiye ayrılabilir. “Vefalı” olanlar; geçmişte yardım gördüğü insanları “sefa” içinde yaşatmak için çabalarlarken, yardım görmediklerine “cefa” çektirmek akıllarının ucundan bile geçmez. Bu insanlar dürüsttür ve ahlaki değerlere önem verirler.
*
Sözlüklerinde “vefa” sözcüğünün yeri olmayanlarsa; kendileri “sefa”ya kavuştuklarında, “vefa” borcu duymaları gereken insanları “sefa”ya kavuşturmak bir yana, “cefa” çektirdikleri bile görülür. Bu tür “makyevelist” insanlar; ulaşmak istedikleri amaç uğruna, ahlak dışı bile olsa, her yola başvurabilirler.
Vefalı ve vefasız insanları ayırt edebilmek için söylemlerine ve eylemlerine de bakmak gerek. “Vefalı” insanların söylemleri eylemleri ile uyumluyken, “vefasız”larınki çelişkilerle doludur, dünyanın merkezinde yer aldıklarını düşündüklerinden, başkalarını suçlarlar sürekli… Ve sonunda yalnız kalmaya mahkumdurlar.
*
Vefalı insanlar kendilerine bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurken, vefasızlar öğretmenlerini, hocalarını, büyüklerini satarlar ilk önce… Arkanızda “vefalı” insanlar varsa, ileriye “sefa” içinde güvenle bakabilirsiniz; “vefasız” insanlarla birlikteyseniz, “cefa”ya düşmemek için her zaman tedbirli olmanız gerek.
*
Türk insanı çok “cefa” çekmiştir; savaşlar, zorunlu göçler, açlık ve yoksulluk… Bu cefalardan ülkesini kurtaran Atatürk’e, şehitlerine ve gazilerine “vefa” borcunu yüreklerinde taşırlar. Toplumun “sefa”ya kavuşmasının yolu ise, bölünmeden bir olmak, güçlü olmak; bunun için daha çok okumak ve çalışmaktan geçer.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

Hem yerli hem Egeli hem de sağlıklı


Nisan 11th, 2010

Hürriyet Ege 11.01.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14382426.asp?yazarid=201&gid=142

YAŞI 40’ın üzerindekilerin belleklerinde “Yerli Malı Haftası” ve “Yerli malı – Yurdun malı – Herkes onu kullanmalı” sloganı canlılığını koruyordur.
Okullarda şiirlerle, şarkılarla yerli malının öneminin vurgulandığı günlerde piyasada pek fazla yabancı malı yoktu; yerli mallarının niteliğiyse hayli düşüktü. Amerikan malı özentisi, “Levi’s” kot ve “Converse” ayakkabıyla başladığında ortaokuldaydım. Önceki Türk mallarına oranla daha kaliteli “Mekap” ayakkabılar da aynı yıllarda çıkmıştı piyasaya…
“Yerli Malı Haftası”nın adı “Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” biçiminde uzarken, yarattığı heyecan kısaldı. Bugün birçok alanda yabancı mallarla boy ölçüşebilen “hem nitelikli, hem yerli” ürünlerimiz var. Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün’ün birkaç yıl önce başlattığı “869 barkodu ile başlayan yerli malı ürünleri satın alalım” kampanyası ise unutulmaya yüz tuttu. 
Yerli mallarını satın almakla yetinmeyip, Ege Bölgesi’nde üretilenlerin öncelikle tercih edilmesinden yanayım. Bu firmalardan alacağımız her ürün bölgemizin kalkınmasına ve bir işsizin iş bulmasına katkı sağlayacaktır. Gıda ürünlerini ele alalım. Sadece yerli ve Egeli değil, sağlıklı olanı seçmek de elinizde. Çocuğunuz veya bir sağlık sorununuz varsa, konu daha da önemli.
“Sağlıklı beslenme” konusunda bilgilenmek ve gönül rahatlığıyla kullanmak amacıyla, bölgemizde gıda sektöründe yer alan tesisleri ziyaret edip, uzmanlarla sohbet eder, bilimsel yayınları incelerim. Kolesterol sorunum nedeniyle “Sakıpağa’nın yağsız yoğurdu”nu, “Pınar’ın hindi etini” tercih ediyorum. Çocuğum “Pınar’ın organik sütü”nü içiyor; ailece “Keskinoğlu’nun piliç ve doğal yumurta”sını, “Ayvalık zeytininden Ayvalık’ta üretilmiş sızma (extra virgin) zeytinyağı”nı, “Meryem Kara’nın keçi peyniri”ni tüketiyoruz.
Yakın zamanda gezdiğim “Fersan”ın Kemalpaşa’daki fabrikasını çok beğendim; başta sahibi Arcan Çelengil, tüm personeli kutlarım. Yararlarını öğrendiğim ürünlerinden özellikle “elma sirkesi”ni daha çok tüketeceğiz.
Diğer yerli, Egeli ve sağlıklı ürünleri bulmaksa size düşüyor.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

İzmir’de sigara yasağı nasıl gidiyor?


Nisan 4th, 2010

Hürriyet Ege 04.04.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/14310647.asp?yazarid=201&gid=142

SİGARA yasağını getiren yasal düzenleme, AKP’nin öncülük ettiği en başarılı ve yararlı uygulama bence. Doğrusu, çeşitli lobilerin etkinliklerine karşı, böyle geniş bir düzenlemenin çıkmasına olanak vermiyordum. Gözlediğim kadarıyla tepkiler giderek azalıyor ve sigara içenlerin bile çoğu düzenlemelerden memnun.
İzmir İl Tütün Kontrol Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç’a İzmir’deki durumu sordum.
Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından İzmir’de çeşitli kamu kurumu, özel işletme ve toplu taşım araçlarında toplam 15 bin 487 denetim yapılmış; 733 kişiye 21 bin 635 TL, 27 işyerine 13 bin 188 TL para cezası kesilmiş. Yaz günlerinde yüzde 90 civarında olan yasaya uyma oranı, kışın gelmesiyle yüzde 75’e kadar düşmüş. Denetlemelerin sıklaşması ve cezaların etkisiyle, oran tekrar yükselmiş.
Düzenlemeleri destekleyenlerin yasaya uymayanları ihbar etmeleri ve ihbarlarının takipçisi olmaları çok önemli. İhbarlar her yerde Emniyet’in 155, Sağlık Bakanlığı’nın 184 numaralı telefonlarına; İzmir’de ayrıca (232) 4895454’e yapılabiliyor.
İHBARDA İSİM ŞART DEĞİL
Teknoloji çağında ihbarla yetinmeyip, kanıt da sunmak isteyenler cep telefonu veya kameralarla çektikleri fotoğrafları, hatta videoları e-posta yoluyla ruh35@ism.gov.tr adresine gönderebilirler.
Çekilen mekanın ve zamanın belirtilmesi yararlı; kimliğinizi belirtmeniz ise gerekmiyor. İzmir’de yasaya uymayanlar için yapılan ihbar sayısı oldukça yüksekmiş ve ihbarı yapanlar gereğinin yapılıp yapılmadığının kontrol ediyorlarmış.
Geçtiğimiz yıl Sigara Sağlık Ulusal Komitesi tarafından Valisi, Emniyet Müdürü ve İl Sağlık Müdürlüğü ödüllendirilen İzmir, yeni düzenlemelere en iyi uyum sağlayan şehirlerden biri… Prof. Kılınç ve ekibine de tebrikler… Denetim ve ceza süreçlerinde İl Sağlık Müdürlüğü görevlileri görevlerini eksiksiz yerine getirirken; Emniyet ve özellikle Belediye yetkililerinin, yasaların gereğini zamanında yerine getirmenin zorunluluk olduğunu anımsayarak, biraz daha titiz davranmaları gerekiyor.
Finlandiya’da özel araçlarda 18 yaşından küçük biri bulunduğunda, sigara yasağı gündemde. Neden bizde de olmasın?
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date