Archive for Aralık, 2009

Homo sapiens Atatürkus


Aralık 27th, 2009

Hürriyet Ege 27.12.2009

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13318367.asp?yazarid=201&gid=142

GEÇENLERDE sordum kendime; “Ben neyim?” diye. Karar veremeyince, Türkiye’deki bazı insanları inceledim. Milliyetçiyiz diyenlere baktım; ben milliyetçi değilim. Halkçıyız diyenlere baktım; ben halkçı değilim. Devletçiyiz diyenlere baktım; ben devletçi değilim. Devrimciyiz diyenlere baktım; ben devrimci değilim. Cumhuriyetçiyiz diyenlere baktım; ben cumhuriyetçi (özellikle de ikincilerden) değilim.
Laiğiz diyenlere baktım; ben laik değilim. Dindarız diyenlere baktım; ben dindar değilim. Demokratız diyenlere baktım; ben demokrat hiç değilim!
İşin kötüsü, tam “Ben Atatürkçü de değilim” diyecektim ki, Atatürk’e baktım. Bakmakla de yetinmedim; açtım, okudum, inceledim, araştırdım.
Ve anladım ki, ben Atatürk’çüymüşüm. Evet; ben Atatürk’çüyüm. Atatürk milliyetçisiyim; Atatürk devrimcisiyim. Atatürk’ün tarif ettiği biçimde halkçıyım, devletçiyim, cumhuriyetçiyim, laiğim, dindarım ve demokratım.
¡ ¡ ¡
Ve biliyorum ki, benim gibi düşünen ve hisseden milyonlarca insan var. Bizler, insan (Homo sapiens) türünün “Homo sapiens Atatürkus” alt türü olarak adlandırılabiliriz belki de… Ortak özelliklerimiz akıl ve bilimi rehber edinmek, ülkümüzse çağdaş uygarlık düzeyini yakalamak, hatta aşmak. İnsanları etnik kimliklerine, dini inançlarına, siyasi düşüncelerine veya sosyo-ekonomik durumlarına göre bölmeyiz; aksine bir araya getirmeye çalışırız.
Eskiye oranla daha sessiz yaşamamızı alt türümüzün yok olmaya yüz tuttuğu şeklinde yorumlayanlar yanılıyorlar. “Homo sapiens Atatürkusnüfusunda hiçbir azalma yok, çünkü Atatürk bizim genlerimizde yazılı, hatta kazılı…
Ne olduğuma karar verince rahatladım; sizlere de öneririm…
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Yargı bağımsız mı?


Aralık 20th, 2009

Hürriyet Ege 20.12.2009

Geçtiğimiz hafta İzmir Barosunca düzenlenen “Yargı Bağımsızlığı” konulu panelde Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun “Yargı bağımsızlığını içselleştirmiş bir toplum değiliz” saptaması ve Yargı bağımsızlığını sağlayabilmek için, halkımız yargısına sahip çıkmalıdır. Halk güçlüdür ve iktidarlar, halkın isteğini yerine getirmek zorundadır.” sözleri çok önemliydi. Telekomünikasyon İletişim Başkanı’nın doğrudan başbakan tarafından belirlenmesine ilişkin yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi tarafından iptaline rağmen, atanan kişinin görevine devam etmesini eleştiren Kanadoğlu, Türkiye’de yargı bağımsızlığının bulunmadığını söyledi.

YARSAV Kurucu Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, soruşturma geçirmesine yol açan “Türkiye’de ilan edilmemiş, yazılı olmayan, ancak yaşanan bir sıkıyönetim hali vardır” sözlerinin arkasında olduğunu söyledi.

CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü ise “Yıllardır bunları söylüyoruz, herhalde bir de İngilizce yazmak lazım” esprisinin ardından “Türkiye’de kendi telefonunun dinlenmesine karar veren hakim varsa, hangi yargı bağımsızlığından söz ediyoruz?” diye sordu. Kendini bir “milletvekili” değil, bir “avukat” olarak gördüğünü söyleyen Mengü “Doktor hata yaparsa beş kişi ölür, ama hukuk hata yaparsa toplum ölür” uyarısında bulundu.

En güzel konuşmalardan birini yapan İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Murat Fatih Ülkü “Yargı bağımlı olmalıdır; Atatürk milliyetçiliğine bağımlı olmalıdır. ‘Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü’ gibi; ‘demokratik, laik, sosyal hukuk devleti’ gibi Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez ilkelerine bağımlı olmalıdır” sözleriyle başladığı konuşmasında “Yargı Reformu Stratejisi Taslağı”nın Türkiye’de ilgili tarafların görüşleri alınmaksızın Avrupa Birliği’ne sunulmasını; “masumiyet karinesi” ve “soruşturmanın gizliliği” kavramlarının yerle bir olmasını eleştirdi.

Paneli düzenleyen İzmir Barosu yetkililerini kutlarım.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Hep yabancıyı düşünüyoruz ya yerli turist


Aralık 13th, 2009

Hürriyet Ege 13.12.2009

EGE Bölgesi’nin turizm potansiyelini anlayabilmek için dünyanın çeşitli yörelerini gezmekte yarar var; çünkü doğduğu ve yaşadığı bölgenin güzelliklerini kanıksayan insan, bunların değerinin farkına varamıyor. Yurtdışında doğal veya tarihi güzellikler diye sunulanlara baktığınızda, görüyorsunuz ki, sizin yaşadığınız bölgede mükemmelleri var.
Doğal güzelliklerimizin kısmen farkındayız belki; ancak tarihi zenginliğimizin değerini çok az bildiğimiz bir gerçek. Bunda tarihsel bilincimizin yeterince gelişmemiş olmasının etkisi varsa da, asıl sorun tarihi değerlerimize ulaşmada ve tarih konusunda doğru bilgilendirmede yaşanan eksiklikler…
Turizmi fazla gelişmemiş ülkelerde bile bir turizm bürosuna uğradığınızda, birkaç gün boyunca gezebileceğiniz şehir turları önerirler sizlere. Sabah otobüsle otelinizden alırlar, profesyonel bir rehber en azından İngilizce konuşarak şehir turunda sizi bilgilendirir ve akşam otelinize, o şehrin önemli turistik yerlerini görmüş ve bilgilenmiş olmanın mutluluğuyla dönersiniz. Sadece yabancı değil, yerli turistlerin de ilgi gösterdiği bu turları organize etmek çok mu zor?
***
Ege Bölgesi’nde bu işin öncülüğünü İzmir üstlenebilir. Büyükşehir ve çevre belediyelerin üniversitelerle işbirliğiyle açılacak kurslarda yetiştirilecek öğrenciler, rehber olarak kullanılabilir. Böylece öğrencilere kısmi zamanlı çalışma şansının yanında alternatif bir meslek de kazandırılmış olur.
Aklıma ilk gelen güzergahlar: Agora, Kadifekale, Asansör ve müzeler; Efes ve Kuşadası; Bergama ve Ayvalık; Manisa ve Sart…
***
Hafta sonları ve tatillerde daha çok turistlere yönelik bu turlar, hafta içinde belediye otobüsleriyle öğrencilere, yaşlılara ve engellilere düşük ücretle veya ücretsiz sunulabilir. Aynı model daha sonra Manisa, Aydın, Balıkesir, Denizli, Muğla, Afyon, Kütahya, Uşak gibi illerde de uygulanabilir. Yerli veya yabancı bir konuğumuz geldiğinde birlikte hoş zaman geçirmek, bölgemizi tanıtmak ve bu arada kendi bilgi dağarcığımızı geliştirmek de olası olur.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net) 

date
 

İzmir’e hakaret edenlere


Aralık 6th, 2009

Hürriyet Ege 06.12.2009

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/13122734.asp?yazarid=201&gid=142

Bizim İzmir’de insanlar şıhlara, şeyhlere kul olmaz. Zengin yoksula insan gibi davranır; köle gibi değil.
Kadına saygı vardır İzmir’de…
Tecavüz edilen masumlar değil, tecavüz edenler cezalandırılır; cezayı da insanlar değil, yargı verir.
Erkekler saygı duyar eşlerine; üstlerine kuma getirmez.
Bizim İzmir’de ne kadar yoksul olursa olsun, insanlar çocuklarını okutur; özellikle de kız çocuklarını. Bilirler ki; onlar geleceğin anneleridir; gelecek kuşağın en önemli eğiticileridir.
İnsanların kökenleri ve inançları farklıdır bizim İzmir’de…
Giritlisi, Adalısı, Selaniklisi, Boşnağı, Levanteni, Arnavutu, Lazı, Çerkezi, Kürdü; Alevisi, Sünnisi; Hıristiyanı ve Yahudisi bir arada sevgi, saygı, hoşgörü içinde yaşar.
Göğüslerini gere gere “Ne mutlu Türk’üm diyene” derler hepsi de.
Atatürk İzmirliler’e nasıl özel bir sevgi beslemişse, onlar da Atatürk’ü öyle gönülden sever; ilkelerini ve devrimlerini benimser.
Birçok mübadil yaşar İzmir’de… Birçoğunun ataları, savaşı kazanmalarına rağmen evlerini, topraklarını kaybetmiştir.
Türkiye’ye ayak bastıklarında tek kelime Türkçe bilmeyenler bile kısa zamanda Türkçeyi öğrenmiştir.
Devrimleri ilk benimseyenler yine onlardır.
Laikliği gerçek anlamıyla özümsemiştir İzmirliler… Tanrı ile kul arasına girmek, dinlerini çıkarlarına alet etmek akıllarından bile geçmez.
Bizim İzmir’in insanları kendisine hakaret edenlere karşı bile toleranslı ve hoşgörülüdür; ama anlayacağı dilden uygun yanıtı vermekten de geri kalmaz.
Örnek mi?
İzmir’in önemli bir bulvarına adını veren Şair Eşref, halka “eşek” diyen bir devlet büyüğü için şunları yazmıştır:
“Millete erbâbı mansıptan biri eşek demiş. Reddedilmez böyle bir söz, amma ki pek can sıkar. Olsa da millet eşek, eşek diyen bilmez mi ki: Sadrazamlarla valiler de milletten çıkar…”
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date