Archive for Ağustos, 2009

Öldürmekten vazgeçmek


Ağustos 25th, 2009

Milliyet Ege 23.08.2009
HENÜZ 10 yaşında bile değildim balık tutmaya başladığımda… Ayvalık’ta, Sarımsaklı Plajları’ndan kesilen bir kargının ucuna bağlı birkaç metrelik misinayla daha çok isparoz avladım önceleri ve kedilerimi tıka basa doyurdum, balıklarla… Ergenlikte, zamanın Şehir Kulübü’nde avladığım kefalleri dostlarımla paylaştım; satarak para kazandığım bile oldu birkaç kez. Gençlikteyse kayıktan sıyırtı ile sinavrit, dörtlü oltayla mercan avladım daha çok; bir de dalarak balık vurmayı öğrendim.
Fırsat buldukça dalarak avlanmayı sürdürdüm sonraları; ancak zamanla balıklara kıyamamaya, giderek daha seçici olmaya başladım. Öğrendiğim bir teknikle yalnızca büyükçe levrekleri vuruyordum son yıllarda… Onlara da kıyamamaya başlayınca, tüfeksiz dalmayı denedim bu kez. Bundan da sıkıldığımı fark ettiğimde sualtında kullanıma uygun kılıfıyla birlikte bir fotoğraf makinesi almaya karar verdim.
Tüfeğimin ucunu görünce hızla uzaklaşmaya çalışan balıklarla artık dostuz; saklambaç oynuyoruz birlikte… Etrafımda dolaşarak elimdeki fotoğraf makinesinin ne olduğunu anlamaya çalışırken bol bol poz veriyorlar bana.
Denizaltında önceden ayırt edemediğim birçok güzelliği keşfetmeye başladım; öldürmekten vazgeçince. İyi bir fotoğraf çekebilmek için dalıp çıkarken, zamanın nasıl akıp geçtiğini anlamıyorum. Öldüreceğim balığı ararken üzerinden hızla geçtiğim kayaların arasında veya altında saklı irili ufaklı rengarenk muhteşem canlıları izlemekle kalmıyor, fotoğraflarla ölümsüzleştirip, sevdiklerimle paylaşabiliyorum artık.
Ve düşünüyorum.
Daha güçlü olmak, daha çok para kazanmak uğruna gözlerini kırpmadan çeşitli canlıların, hatta insanların ölmelerine yol açanlar veya buna göz yumanlar; yakarak, yıkarak doğayı katledenler, öncelikle bu eylemlerinden tamamen vazgeçmeliler sanırım, dünyamızdaki gerçek güzelliklerin farkına varabilmeleri için… 
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Limon serviler ve insanlar


Ağustos 16th, 2009

Milliyet Ege 16.08.2009
NEDEN bilmem, limon servi ağaçlarını çok severim, şık ve sade bir görüntü katarlar bahçelere… Suyu ve güneşi sevmeleri, rüzgara ve soğuğa dayanıklılıklarının yanında, her tür toprakta veya geniş saksılarda yetiştirilebilmeleri de olası.
Farklı şekillerde karşımıza çıkar limon serviler… Belli aralarla yan yana ektiğinizde güzel bir çit elde edebilirsiniz. Gizlilik sağlaması amacıyla pencere önüne diktiğinizde güzel renkleri, doğal gölgeleri, rüzgarı kesmeleri ve hoş kokuları da cabası…
İnsanlar da limon servi ağaçlarına benzer; özellikle ilk gelişim dönemlerinde kolaylıkla budanabilirler. Yan yana dizilip, sürekli kırpılarak kaba bir şekil verilen limon serviler, tek model, birbirinden ayırt edilemeyen insan sürülerini andırırlar sanki. Normal koşullarda çok daha yükseklere ulaşabilen her iki canlı türü de yaşamları boyunca bodur kalmaya mahkumdurlar.
*  *   *
Tek tek ekildiklerinde daha çok severim limon servileri. Çit bitkisi olarak kullanıldığında ayırt edilemeyen farklılıklar ortaya çıkar böylece… Hiç müdahale edilmediğinde rüzgar ve güneşin etkisiyle şekillenenler, yeterince eğitim görmedikleri halde bulundukları ortam koşullarına göre kendilerini geliştirmiş insanlara benzer; uygun zamanlarda ufak tefek budamalarla şekil verilmişler ise eğitilmişlere…
Gelişmelerinin erken dönemlerinde peyzajdan anlamayan kötü bahçıvanlar tarafından gelişigüzel budanıp, alt dalları tırpanlanan limon servilerse, ilk yaşlarda aldıkları yanlış eğitim nedeniyle alt yapıları tamamlanamamış insanları anımsatırlar.
*  *   *
Bir de yetkin ellerde estetik görünüm kazandırılmış limon serviler vardır. Çit bitkileri ve alt dalları budanmış olanların yanında hemen göze çarparlar. Doğal yetenekleri, iyi bir eğitimle şekillendirilmiş gerçek sanatçı ve bilim insanlarına benzetirim bu servileri… Bir de içinde yaşadıkları toplumu çağdaş uygarlık düzeyine çıkarabilmek için elinden geleni yapmaya çabalayan cesur önderlere…
Uzun uzun izleyesim gelir…
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date