Archive for Haziran, 2007

AB’ye karşı UB Milliyet Ege 24.06.2007


Haziran 25th, 2007


Yıllardır söylediğim, AKP’nin alternatifsiz olmadığı, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullar nedeniyle gelişen ”ulusalcılık” akımının birbirine yaklaştırdığı CHP ve MHP’nin oluşturacağı bir koalisyonun ”başarılı bir iktidar” yapısı oluşturabileceği düşüncesini ilk kez 14 Ocak 2007 tarihli yazımda şöyle dile getirmişim: ”DSP-MHP-ANAP koalisyonu sırasında Sayın Ecevit ve Sayın Bahçeli uzlaşma örneği sergilemişlerdi. Aynı uzlaşıyı sergilemeleri halinde, Sayın Baykal ve Sayın Bahçeli’nin daha başarılı olacaklarına ve iktidarı paylaşacaklarına inanıyorum.” Daha sonra 4 Mart tarihli yazımda ”AKP ile koalisyon yapma olasılığı bulunmayan iki partinin, CHP ve MHP koalisyonunun kazanmasını diliyor ve buna inanıyorum”, 18 Mart tarihli yazımdaysa ”Asgari müşterekte buluşan insanların, AKP ile koalisyon kurma olasılığı bulunmayan ve barajı geçmesi kesin olan partilere oy vermeleri gerektiği kanısındayım. Hiçbir zaman sa€ partilere oy vermeyi düşünmeyen sol oyların CHP’de, soldaki bir partiye oy vermeye elleri gitmeyen sa€ oylarınsa MHP’de yoğunlaşacağını düşünüyorum” diye yazmışım.
* * *
Bugün geldiğimiz nokta ve tarafsız kamuoyu yoklamaları öngörülerimi doğrular nitelikte. Partilerin yaptırdıkları kamuoyu yoklamalarında ise nedense hep kendi partileri açık ara önde görünüyor. Son zamanlardaki bazı gelişmeler oy dağılımını değiştirebilir. Örneğin milli görüşçülerin tasfiyesi ve Güneydoğu’daki olaylar AKP’nin oylarını daha da düşürebilir; yükselen ulusalcılık dalgası ve gittikçe güçlenen iktidar olasılığı ise CHP ve MHP oylarını arttırabilir.
Özellikle son aylarda çok başarılı görünen CHP’ye önerim, halkın onlara gelmesini beklemeksizin halka daha çok gitmeleri. ”Türk” olmanın haklı gururunu yaşayan ve seçimlerde birçok kişinin beklediğinden daha yüksek oranlara ulaşacağına inandığım MHP’lilere önerimse, öncelikle ”Ya Allah, Bismillah, Allah-u Ekber” şeklindeki ”Arapça” sloganı terk etmeleri. Nedenini soranlara http://www.videobak.com/video/turkce-ezan-1932-1950 internet adresine girerek Atatürk’ün 1932’de zorunlu hale getirdiği Türkçe ezanı dinlemelerini öneririm. Ne demek istediğimi anlayacaklardır.
* * *
Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti uluslararası arenada hiç bu kadar aşağılanmamıştı. AKP iktidarı döneminde özellikle AB karşısında düştüğümüz durum içler acısı. Bu durumdan kurtulmak için şu an en olası çözümse CHP-MHP koalisyonu gibi duruyor. Kim bilir, CHP-MHP koalisyonunun adı belki de ”Ulusal Birlik-UB” olur; AB’ye karşı UB.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net)

date
 

Eskimiş ampullerinizi değiştirme zamanı Milliyet Ege 17.06.2007


Haziran 17th, 2007


Eski teknolojide takılıp kalmış eski ampulleriniz sizi aydınlatıyormuş gibi görünseler de bir yandan enerjinizi tüketiyor, diğer yandan yol açtıkları yüklü faturalarla sadece bugününüzü değil, geleceğinizi de karartıyorlar. Bu ampullerin ömrü artık doldu. ”Bizim ampulümüz henüz ömrünü doldurmadı, bana da bir zararı yok” diye düşünüyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz. ”Alternatif yok” diye düşünüyorsanız, yeni teknoloji ampullerin birçok yönden daha avantajlı oldukları apaçık ortada. Gelin, birlikte eski ve yeni ampullerin özelliklerini karşılaştıralım. Eski ampulleriniz her şeyden önce çok yüksek maliyetle çok az ışık sağlıyor. Ayrıca hepsi aynı tip ve çok monoton. Çok daha az enerjiyle çok daha fazla aydınlık sağlayan, yani maliyetleri çok daha düşük olan yeni teknoloji ampullerse marka marka, renk renk, çeşit çeşit, hatta şekil şekil…
Hangisini tercih edeceğiniz çok önemli. Firmalar son zamanlarda gelen aşırı talep üzerine ok ve hilal şekilli ampuller üzerinde çalışıyorlarmış; ok şeklinde olanlar altılı, hilal şeklinde olanlarsa üçlü paketler halinde kullanıma sunulacakmış. Beyaz bir aydınlık sağlaması planlanan bu ampuller bir arada ve özellikle kırmızı ortamlarda çok şık duruyormuş. Döne döne ilerleyip helezon şeklini alan ampuller fena değilse de, 360 derece dönüş yapıp halka şeklini alanlar pek önerilmiyor.
* * *
Eski teknoloji ampullerin önemli bir dezavantajı da içinde bulundukları ortamı ısıtmaları; özellikle yaz aylarında bir taraftan da ortamı soğutmak için fazladan enerji harcamanız gerekiyor.
Fazla ısınma yüzünden tellerinin kısa sürede kopması ve devre dışı kalmaları da söz konusu; yani ömürleri kısa.
Yeni teknoloji kaliteli ürünler ise ortamı ısıtmıyorlar ve ömürleri karşılaştırılamayacak kadar daha uzun. Yeni teknoloji ampullerin daha az zehirli madde içermeleri yani doğayla dost olmaları da cabası.
Bazıları eski teknoloji ampullerin sahte soluk ışığı yerine uniform (tek tip) ampulleri tercih ettiklerini söylüyorlar, ama ben çeşitlilikten yanayım.
Eğer yanılmak istemiyorsanız çevrenize bir sorun, bir araştırın hangi marka, hangi çeşit ampul kullanıyorlar diye. Size benzeyen çoğunluğun tercih ettiği markaları seçin. Çok az kişinin tercih ettiği markaları seçerseniz, tüm yatırımınız yeni ampulünüzle birlikte çöpü boylayabilir.
* * *
Değiştirdiğiniz her ampul evsel, ülkesel ve küresel ısınmaya karşı bireysel katkıda bulunmanın yanında kendi aydınlanmanıza da destek sağlayacaktır. Siz siz olun, üşenmeyin, harekete geçin. Eskimiş ampulleri söndürün; daha fazla ocak sönmeden…

(Prof. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, ulgenok@ulgenok.net )

date
 

Baş giysileri arasındaki savaşın tarihçesi (2) Milliyet Ege 10.06.2007


Haziran 10th, 2007


Geçen hafta Fransız gazeteci Paul Gentizon’un 1929’da yazdığı ”Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu” kitabından (Bilgi Yayınevi) Atatürk’ün devrimleri öncesinde ”Baş giysileri arasında savaşı” özetlemiştim. Devam ediyorum…

(daha fazla…)

date
 

‘Baş giysileri’ arasındaki savaşın tarihçesi (1)


Haziran 4th, 2007

Geçtiğimiz hafta Mavişehir Rotary Kulübü Başkanı Dr. Eser Ok’un eşi sıfatı ile katıldığım Bodrum’daki Uluslararası Rotary 2440. Bölge Konferansı’nda davetli konuşmacı, ”Atatürk Modern Türkiye’nin Kurucusu” kitabının yazarı Dr. Andrew Mango’ya konuşmasının ardından şu soruyu sordum:
”Atatürk yaptığı devrimlerin ardından bize hedef olarak çağdaş uygarlık düzeyini gösterdi. Biz de Avrupa Birliği’ne girmek istedik. Ancak Avrupa Birliği’nin bazı yetkilileri bizim Atatürk’ten vazgeçmemizi istiyorlar. Neden?”

Sayın Mango’nun güzel Türkçe’siyle ”Bunu söyleyenler uygar değil de ondan” şeklindeki yanıtının ardından salon alkışlarla çınladı.
* * *

Yabancı yazarlar bağımsızlıklarını, özgürlüklerini ve çağdaş yaşantılarını borçlu olmadıkları için Atatürk konusunda bizden daha objektif olabilirler. Atatürk’ün devrimlerini ve yaşadığımız ”türban sorunu”nu daha iyi anlayabilmek için, önceden yaşanmış bazı olayları, 1922-1927 yılları arasında Fransız Temps Gazetesi adına Türkiye’de çalışmış Paul Gentizon’un, devrimlerin ardından, 1929’da yazdığı ”Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu” kitabından (Bilgi Yayınevi) özetlemeye çalışacağım.

Atatürk
Gentizon’a göre baş giysileri Türk toplumunda hep önemli rol oynar ve ilk baş giysisi reformu 1829’da II. Mahmut tarafından gerçekleştirilir. Dinsel görev yapanların dışındakilere kavuk giymenin yasaklanmasıyla isyanlar çıkar, II. Mahmut İstanbul’da taşlanır, Beyoğlu’nda on bin ev yakılır, gazeteler, ”Sultan, imansızlar gibi ters davranışına devam ederse saray da yanacaktır” diye yazar. Ancak, II. Mahmut geri adım atmaz ve kavuğun yerini, adını ”Fez” şehrinden alan, ilk kez Kuzey Afrika halkı tarafından kullanılan ”fes” alır. Tutucu kesim tarafından başlangıçta hor görülen ”fes” zamanla bu kesim için bir ”bayrak” niteliği kazanır; bundan ayrılmak adeta Kur’an inancına saldırı sayılır.
* * *
Peygamber’in ”alçaklıktan ve cesaretsizlikten çekin” anlamında söylediği ”Güneşe dönük savaşacaksın” sözleri ise güneş siperliğine izin vermeyen bir emir gibi kabul edilirdi. Sadece Bulgar ve Sırp Müslüman askerleri siperlik kullanır, namaz kılarken siperlik bir yönde ise arkaya, iki yöndeyse yana çevrilirdi.
Devrim öncesi Batılı anlamda şapka takmak da hoş karşılanmazdı; gazetede yayımlanan şapkalı bir fotoğraf bir siyasetçinin itibarını sıfırlamak için yeterliydi. Kadınların durumuysa daha kötüydü. 1907’de saçları örten ve birkaç toka ile saça iliştiren pelerin biçiminde bir çarşaf ile onun ayrılmaz bir parçası olan yüzü bütünüyle örtebilen kalınca bir bezden yapılmış peçe bütün kadınlar tarafından kullanılmaktaydı.
Haftaya şapka ve kıyafet devrimi ile sonrası.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden,ulgenok@ulgenok.net)

date