Archive for Kasım, 2006

Prof. Dr. Atilla Yayla’ya Nobel mi, Oscar mı? Milliyet Ege, 26.11.2006


Kasım 26th, 2006


İzmir’de “AKP” nin davetlisi olarak “konuşturulan” ve “ateist” olarak bilinen (Hasan Cemal’e göre) Prof. Dr. Atilla Yayla’yı daha iyi tanıyabilmek amacıyla küçük bir araştırma yaptım.
Lisans eğitimini ekonomi, yüksek lisansını kamu yönetimi, doktorasını siyaset bilimi alanlarında gerçekleştiren Yayla, Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde (Prof. Dr. Ümit Özdağ’la aynı bölümde) çalışıyor (du). 1988 1989 ve 1992 yıllarında İngiltere’de, 1996 1997 yıllarında ABD’de ziyaretçi öğretim üyesi olarak çalışan Yayla, Liberal Düşünce Topluluğu Başkanı, Mont Pelerin Topluluğu ve Center for New Europe Enstitüsü üyesi.
Dünyanın en büyük maden firması Rio Tinto tarafından büyük oranda destek verildiği bilinen Mont Pelerin Topluluğu’nu da biraz araştırdım: Mustafa Yıldırım’ın “Sivil Örümceğin Ağında” kitabına göre…
“Her ne denli liberal bir söylem tuttursa da, sonunda ulusal devletlerin yıkılmasını amaçladığından, dünyayı kapital sahiplerinin diledikleri gibi sahiplendikleri eski feodal mülklere çevirmektir niyetleri…”
Talat Turhan’ın “Mont Pelerin-Küresel Sermayenin Beyni” kitabına göre ise çokuluslu şirketler, küresel sermayeyi yönlendiren bu örgüt üzerinden ülkelerin güçlerini yok ediyor; kitapta örgütün Atilla Yayla üzerinden Fethullah Gülen cemaatiyle de ilişki içinde olduğu iddia ediliyor.
* * *
Yayla’nın Zaman Gazetesi’ndeki yazılarından iki bölüm:
“Türkiye’de cumhuriyet fikrine ve cumhuriyet rejimine karşı çıkan kişi ve gruplar, bildiğim kadarıyla pek yoktur. Keşke olsaydı, olabilseydi, olmasına müsaade edilseydi; mesela, cumhuriyet rejimi yerine anayasal monarşiyi savunanlar bulunsaydı ve onlarla cumhuriyet fikrini savunanlar tartışsaydı.” (24/06/2006)
“Kemalizm’in medenileştirici bir süreç olarak görülemeyeceğine işaret ettim. Medeniyet bir şeyi yapmaksa (yani do etmek) Kemalizm’in, onu yapmamak/çözmek (yani undo etmek) anlamına geldiğini dile getirdim.” (21/11/2006)
* * *
Ve Emin Çölaşan’la yaptığı telefon görüşmesinde Yayla diyor ki: “İki adet ifade özgürlüğü projesi için AB’den (400 artı 50) 450 bin Euro aldık. Ne var bunda!” (Hürriyet, 22/11/2006)
Atilla Yayla’nın yaptığı konuşmanın planlı bir hareket olduğu gayet açık. Olayın laikliğin en sağlam kalesi olan İzmir’de gerçekleşmiş olması da bir rastlantı değil, ancak stratejik olarak önemli bir yanlış yaptıkları kanısındayım. Önceden de “Gavur” olarak nitelendirilen İzmir halkı bir silkelenip uyansa, oluşacak dev tsunami tüm Türkiye’yi kaplayabilir.
Bundan sonra neler olacağını da tahmin edelim. Atilla Yayla, Venizelos tarafından önerilmesine rağmen Atatürk’e verilmeyen Nobel Barış Ödülü’nü alabilir; en kötü olasılıkla yargılanma sırasında oynayacağı “mazlum” rolüyle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” Oscar’ını alması garanti.

date
 

Ecevit’in cenaze töreninin düşündürdükleri


Kasım 19th, 2006


Eski başbakanlarımızdan, “Sayın, olasılık, olanak” gibi birçok sözcüğün Türkçe’mizde yerleşmesini sağlayan dürüst devlet adamı Sayın Bülent Ecevit’in cenaze töreninde ortaya çıkan tabloları net olanlardan başlayarak sıralamaya çalışalım. 

(daha fazla…)

date
 

Türkiye ve ABD’nin ortak çıkarı Milliyet Ege12.11.2006


Kasım 12th, 2006


ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) önemli bir ayağı olan “ılımlı İslam” projesi iflas etmek üzere. Bu iflasın çeşitli nedenlerinden ilki ABD’nin çok iyi bildiği “win, win” yani “sen de kazan, ben de kazanayım” prensibini göz ardı etmiş olması, ikincisi ise işbirliği yapılan grupları iyi analiz edemeyip, iç dinamiklerini iyi çözümleyememiş olması. Örneğin “takıye”nin ne olduğunu ancak verilen bazı sözlerin tutulmamasının ardından anlayabildiler ve bunun faturasını ağır ödediler.
Son seçimlerden de anlaşıldığı üzere halkın desteğini büyük ölçüde yitirmiş olan Bush ve ondan sonra gelecekler Ortadoğu’da yeni stratejiler oluşturmak zorunda. “ılımlı İslam”ın desteklenmesiyle “radikal İslam”ın güçlendiği geç de olsa anlaşıldığından, ABD bölgedeki çıkarlarını kaybetmemek için yeni alternatifler arıyor. Türkiye’de “daha çok demokrasi” sloganı ile “ılımlı İslam” projesi kapsamında yürütülen Atatürk’ü, Atatürkçülüğü ve Türk ordusunu yıpratma stratejileri başarısız oldu, hatta ters tepti ve ABD’ye karşı sempati hiçbir zaman olmadığı kadar dibe vurdu. Oysa ABD Ortadoğu’da söz sahibi olmak istiyorsa bölgenin en güçlü ülkesi olan Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak zorunda olduğunu biliyor.
* * *
Türkiye’ye mutlaka bir “model ülke” rolü biçilmek isteniyorsa çevredeki Müslüman ülkeler için en iyi model Atatürk’ün kurduğu “çağdaş, laik, demokratik bir hukuk devleti” olan “Türkiye Cumhuriyeti”; buraya ulaşmak için gerekli yol ve yöntemlerse “Atatürk ilke ve devrimleri.” ABD bu modeli desteklediği taktirde “Ortadoğu’daki amacımız buradaki halklara özgürlük ve demokrasi götürmek” dediğinde kendi halkına “takıye” yapmamış olacak; ayrıca “takıyecilerle” değil, gerçekleri söyleyenlerle güvenli bir işbirliği sağlama şansı yakalayacak. Kısacası Türkiye ve ABD’nin çıkarları Atatürk’te kesişiyor.
* * *
İslam dininin laik demokratik hukuk devleti ile bağdaşmadığını öne süren sahte ulemanın ortadan kalkması ve Atatürk devrimlerinin yeniden işlerlik kazanmasıyla genç Türkiye nüfusunun kısa sürede her alanda büyük başarılar elde edeceğine ve yeniden “örnek bir ülke” olacağına inanıyorum. Ortadoğu’da ise Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin uygulanmasıyla belki “silah ve petrol tüccarları” kaybedecek, ama “insanlık” kazanacaktır.

date
 

“Lider” olarak Atatürk 05.11.2006


Kasım 11th, 2006


Atatürk’ü niteleyen sıfatlardan O’na en çok yakışanları “Önder” ve “Lider”, kanımca. Atatürk’ün liderlik özelliklerini irdeleyen Adnan Nur Baykal’ın yazdığı “Yöneticiler İçin Yeni Bir Bakış-Mustafa Kemal Atatürk’ün Liderlik Sırları” (Sistem Yayıncılık) kitabının ardından Ermeni sorunu konusunda çok başarılı çalışmalardan tanıdığımız Prof. Dr. Hikmet Özdemir’in, “Atatürk’ün Liderlik Sırları” kitabını okuma fırsatı buldum. Birer solukta okuduğum her iki kitap da başucumdaki yerlerini aldılar.

(daha fazla…)

date