Mevlana ve Beethoven


Eylül 3rd, 2010

Hürriyet Ege 02.09.2010

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=15689616&yazarid=201&tarih=2010-09-02

Mevlana ve Beethoven arasında nasıl bir bağlantı mı var? Ludwig van Beethoven, “Atina Harabeleri” adlı eseri içinde yer alan “Derviş Korosu”nu bestelerken “Ey Ki Hezâr Âferin” sözleriyle başlayan bir Mevlevi Ayini’nden esinlenmiş.
Yeditepe Üniversitesi Antropoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Feza Tansuğ “Müzik Tarihi” dergisinde yer alan bilimsel makalesinde Beethoven’ın bu ünlü eserini yazarken faydalandığı kaynağın, uzmanlar için 200 yıldan beri bir bilmece olduğunu belirtiyor. İki yıldan uzun süren araştırmaların sonunda elde edilen kanıtlar, Beethoven’ın eseri yazarken, Fransız tüccar Jean Antoine du Loir’ın İstanbul’da dinleyip, 1654′te Paris’te yayımladığı notalardan yararlandığını göstermiş. “Atina Harabeleri” bir bölümü dışında bugüne dek Türkiye’de sahnelenmediği için bu durum fark edilmemiş.
Olayı, “Büyük tasavvuf üstadı, şair, hümanist ve besteci Mevlana’nın düşüncesinin, bir başka hümanist ve besteci Beethoven’ın Atina Harabeleri adlı muazzam eserinde buluşması” olarak yorumlayan Prof. Dr. Tansuğ’a göre “Derviş Korosu”, Mevlevi müziğinin uluslararası sanat müziğine etkilerinin ilk örneğini oluşturuyor.
Eserin Türkiye’de ilk kez İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında seslendirileceğini açıklayan Tansuğ, Beethoven’ın Türk musikisi hakkında varsayılandan çok daha fazla bilgisi olduğunu, yazdığı birkaç Türk marşından başka, en son ve en büyük eseri kabul edilen “9. Senfoni”nin son bölümüne de mehter müziğinin özelliklerini yansıtan bir “Türk müziği” eklediğini söylüyor.
Konu Hürriyet Daily News’ta Erisa Dautaj Şenerdem tarafından da incelenmiş. Dilerseniz, “Derviş Korosu”nu ve “Mevlevi İlahi”sini www.hurriyetdailynews.com/n.php?n=beethoven-was-inspired-by-a-mevlevi-piece-for-his-chorus-of-dervishes-2010-07-11 adresinde yer alan bağlantıları tıklayarak dinleyebilir ve notalarını karşılaştırabilirsiniz.
Bornova Anadolu Lisesi’nden sınıf arkadaşım etnomüzikolog Prof. Dr. Feza Tansuğ’u bu önemli buluşu nedeniyle candan kutlarım.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com

)

date
 

Üstün zekâlı çocuk nasıl tanınır?


Ağustos 22nd, 2010

Hürriyet Ege 22.08.2010

Öncelikle üstün zekâlı /yetenekli çocukların özelliklerine bir göz atalım. Üstün Yeteneklileri Destekleme Derneği’nin (MENSA) internet sitesine göre bu çocukların özelliklerinden bazıları şöyle: Okumayı, öğrenmeyi ve keşfetmeyi seven; hızlı, kolay ve etkin öğrenen, soyut düşünen ve konuşan, problemleri ustaca çözen, kendine güvenen, kavramlaştırma ve sentez yapma gücüne sahip, hedefine ulaşmada inatçı ve mücadeleci, sözcük dağarcığı ve ilgi alanı geniş, haksızlığa katlanamayan, duygusal tepkilerinde aşırıya kaçabilen, empati kurabilen, estetik duyarlıkları olan, ahlaki değerleri gelişmiş, yeniliğe açık, belleği kuvvetli, doğaya ilgili, becerikli, bilgili, girişimci, atak, lider, sezgileri güçlü, yaratıcı…

Bu özelliklerden birçoğuna sahip bir çocuğunuz varsa veya böyle bir çocuk tanıyorsanız üstün zekâlı olup olmadığını anlamanız için bazı testler gerekli. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı BİLSEM’e başvuru için (İzmir Sıdıka Akdemir BİLSEM gibi) okul öncesi çocuklarda veliler veya anaokulu, ilk ve ortaöğretim öğrencileri için okul ilgilileri çocukları aday gösterip, form dolduruyor. Merkezler bunları değerlendirip, önce grup, sonra bireysel olarak tanılama işlemini gerçekleştiriyor. Uygun bulunanlara uyum, destek eğitim, iletişim becerileri, problem çözme, grupla çalışma, öğrenme stratejileri, bilimsel araştırma, yetenekleri fark ettirme ve geliştirme, proje üretimi gibi konularda eğitim programları uygulanıyor.

MENSA’nın da üç şehirde uyguladığı genel yetenek testi var. Dileyenler http://www.iqtest.dk/main.swf adresindeki deneme testini uygulayabilirler.

Üstün zekâlılara yönelik Türkiye’de ne yazık ki tek bir okul var; o da lise düzeyinde… Gebze’deki TEV İnanç Türkeş Özel Lisesi (TEVİTÖL) özel koşullar ve SBS puanı ile öğrenci alıyor.

Daha ayrıntılı bilgiler ve ailelere yönelik öneriler için BİLSEM, TEVİTÖL, MENSA, TÜYÇEV, Üstün Zekâlılar Eğitim Enstitüsü, Türkiye Zekâ Vakfı gibi kuruluş ve derneklerin internet sitelerini ziyaret edebilirsiniz.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

Çocuğunuz üstün zekâlı olabilir mi?


Ağustos 15th, 2010

Hürriyet Ege 15.08.2010

Olay ve olgular arasındaki ilişkileri önceden anlayabilme, yaratıcılık ve sezgi gibi birçok yetenek bakımından üst düzey zihinsel kapasiteye sahip üstün zekâlı / yetenekli çocukların, tüm çocuk nüfusuna oranı dünyada ve Türkiye’de yüzde 2,5 civarında.

BusinessWeek’teki yazısında Alphan Manas bu çocukları “zihinsel ve fiziksel yüksek enerjiye, sorun çözme ve güçlüklerle uğraşma yeteneğine, sürekli gelişme isteğine, geniş hayal gücüne sahip, hızlı öğrenip, kavrayabilen, devamlı sorgulayan, tekdüzelikten hoşlanmayan, mizah anlayışları güçlü, yaratıcı ve liderlik güçleri mükemmel” olarak tanımlıyor. Manas, çok hızlı öğrenen bu çocukların sınıf düzenini bozabildiklerini, derste başka şeylerle ilgilenme veya uyuma gibi nedenlerle sık uyarı alabildiklerini, “zekâlarıyla rezil olduklarını” söylüyor.

Gelişmiş ülkelerde birçok test ve teknik yardımıyla küçük yaşta belirlenen bu dehalar, uygun eğitim ve bol ödüllendirmeyle en zirvedeki liderlere, araştırmacılara ve girişimcilere dönüşürlerken, Türkiye’de sadece müzik alanında çok az sayıda çocuk uygun eğitim görme şansına sahip olmuş, bugüne dek. Dehalarımızın çok büyük bölümünü normalleştirilip, yeteneklerini körelttikten sonra toplum içinde eritiyoruz.

Üstün zekâlı çocuklara yönelik Milli Eğitim Bakanlığına bağlı BİLSEM, Türk Eğitim Vakfına bağlı TEVİTÖL gibi kuruluşların yanında bazı dernek ve vakıflar varsa da, bunlar yeterli değil. Zihinsel engelli çocuklara yönelik, sayıları yetersiz de olsa, birçok okul varken, üstün zekâlı çocuklar için Türkiye’de tek bir okul bulunması önemli bir çelişki.

Ülkeyi ileri götürecek lider kadrolarını oluşturabilmek için yetenekli çocukların uygun testlerle erken yaşlarda belirlenip, nitelikli bir eğitimle yetenek ve yaratıcılıklarının geliştirilmesi gerekli. İdil Biret, Fazıl Say gibi üstün yetenekli ünlülerin bu konuları gündeme getirerek kamuoyu oluşturmaları, gerekli yasal düzenlemeler için önayak olmaları yararlı olacak sanki.

(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

Gelişmişliğin göstergeleri sizce nedir?


Ağustos 8th, 2010

Hürriyet Ege 08.08.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15508431.asp?yazarid=201&gid=142

BİR toplumun gelişmişlik düzeyi hangi göstergelerle değerlendirilir?
Ortalama eğitim süresiyle mi? Yoksa haksızlıklara gösterilen tepkilerle mi? Kadınlara, öğretmenlere, sanatçılara ve bilim insanlarına verilen değer birer gösterge midir? Gelenekler, atasözleri, deyişler birer ipucu olabilir mi? Bir büyüğüm otobüs ve kamyonların şatafatlarıyla gelişmişliğin ters orantılı olduğunu söylemişti.
Toplum bireylerinin birbirlerine gösterdikleri saygı, hoşgörü veya tolerans da göstergedir belki… Gürültü konusunu ele alalım. Başkalarını rahatsız edici biçimde yüksek ses çıkarmanın, havaya (bazen de yanlışlıkla insanlara) ateş etmenin marifet sayıldığı bir toplumun gelişmişlik katsayısı nedir? Veya çocuğunun sünnet olmasını gecenin ikisinde “dat dat da da dat” diye konvoy halinde geçen arabalarla kutlandığı, kimsenin şikâyet etmeyi aklına getirmediği bir toplumun…
* * *
“Eğitim şart” sözcüklerinin dalga geçmek amacıyla kullanıldığı bir toplumun gelişebilmesi olası mı? “İyi bir eğitim” gerçek anlamda gelişebilmenin olmazsa olmazı değil mi? Bence gelişmişliğin en önemli göstergelerinden biri gri tonların farkına vararak, orta yolu bulabilmek… Eski sağlık bakanlarından rahmetli Yıldırım Aktuna televizyonda anlatmıştı. Şehir içinde 130 kilometre hızla giden şoförüne “Oğlum biraz yavaş” demiş, şoför 30’la gitmeye başlamış.
“Kantarın topuzunun fazla kaçması”, “vur deyince öldürmek” deyimleri ne güzel anlatıyor bizleri. İnsanlar kendileri için istedikleri hak ve özgürlükleri başkaları için de isteyebilseler; kendi gruplarının düşüncelerinin “tek değişmez doğru” olduğu düşüncesinden bir sıyrılabilseler… Gücü ellerine geçirenler, kendileri gibi düşünmeyenlerin haklarını gasp etmekten bir vazgeçebilseler.
Ya 130’la gidiyoruz, ya 30’la… Şunun 60’ını, 70’ini bir bulabilsek…
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date
 

Kahvehanelerde sigara ve hukuk


Ağustos 6th, 2010

Hürriyet Ege 06.08.2010

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15495766.asp?yazarid=201&gid=142

TÜRK Toraks Derneği Sigara ve Sağlık Ulusal Komitesi’nin İzmir’de düzenlediği “Anayasal Özgürlükler ve Sağlık Hakkı Çalıştayı” benim için çok bilgilendiriciydi. Örneğin; sigarayı deneyen her dört kişiden üçünün sonradan bağımlı olduğunu, bağımlı olan her 10 kişiden sadece birinin sigarayı kendi iradesiyle bırakabildiğini bilmiyordum.
Kendileri içmeksizin, sigara içilen kapalı ortamlarda bulunanların saç teli analizlerinde çok sayıda sigara içmiş insanlardaki kadar nikotin saptandığına ilişkin bilimsel verilerden, geçen yıl içinde kapananların iki katı sayıda kahvehane açıldığından ve ödenen KDV’ye göre gelirlerinin artmış olduğundan da haberim yoktu.
Anayasa Mahkemesi’ne taşınan yasanın; sağlık, ekonomi ve hukuk alanının yetkin isimleri tarafından tartışıldığı Çalıştay’da, Prof. Dr. Mümtaz Soysal, bazı yasaklamaların özgürlük getirebildiğini söyleyerek, Atatürk’ün devrimlerini örnek gösterdi.
Turgut Kazan, özgürlüklerin çatışması durumunda hukukun öncelikleri belirlediğini; sigara içme özgürlüğünün, başkalarının sağlıklı yaşam hakkıyla çatıştığını ve kahvehanelerde çalışanların da sağlığının korunması gerektiğini vurguladı. Danıştay’ın yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürürken kahvehanelerden “500 yıllık kültür” olarak bahsettiğini, aynı mantıkla daha eskilere dayanan “töre cinayetleri”nin de savunulabileceğini söyleyen Kazan, tütün dumanının zararlarının nasıl önlenebileceği konusunda bilirkişi görüşü alınmamış olmasını eleştirdi.
Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Ali Ulusoy ise, genel bir yasağın engellenmesinin halka çekici gelebileceğini, ancak tıpkı uyuşturucuda olduğu gibi toplumun çıkarı için yasakların gerekli olabileceğini dile getirdi. Tüm hukukçular, Anayasa Mahkemesi’nin kararının da bu yönde olacağı tahmininde birleştiler.
İzmir halkının sigara konusundaki yasal düzenlemelere uyum sağlamasını, bilinç düzeylerinin yüksekliğine bağlayan İzmir Valisi Cahit Kıraç’a katılıyorum.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

date